Ecnadeyn Savaşı Önemi, Sonuçları

Ecnadeyn Savaşı Önemi, Sonuçları, Ecnadeyn Savaşı Şark Meselesi’nin Başlangıç Tarihi midir?

Yusuf AKÇURA, Şark Meselesine Dair, ilk baskı tarihi 1920 olan Siyasi Tarih Notları’nda Şark Meselesinin (Doğu Sorunu) tanımını, kapsamını, taraflarını ve başlangıç tarihini geniş şekilde tartışmıştır. Sorunu Batılı, özellikle Fransız ve Rus tarihçilerin gözünden aktaran ve tartışan Akçura, sorunun  geniş anlamıyla bir İslam-Hıristiyan çatışması olduğunu belirtir.

Geniş anlamıyla Şark Meselesi, Müslümanlarla Hıristiyanların çatışma ve çarpışmalarından doğan meselelerin bütünüdür. İslam Ortaçağda ortaya çıktığına göre Şark Meselesi de İslam’ın ortaya çıkması, ilerlemesi ve genişlemesinden itibaren mevcut demektir.

İslam, ortaya çıktığı ilk yüzyılda yalnız Arabistan’daki müşrik, Sabi’i, Yahudi, Hanif ve Hıristiyan kabileleri bir din ile birleştirmek ve bir dille temsil ederek bir devlet oluşturmakla kalmadı; aynı zamanda Arabistan’ın doğu ve batısındaki iki büyük imparatorluğun, İran Kisralığı ile Doğu Roma (Bizans) Kayserliğinin topraklarını istila ederek genişledi.

Daha Hicri 13, Miladi 634 yılında Hz. Ebu Bekir’in hilafetinin son yılında Hz. Halid bin Velid, Yermuk Muharebesi’nde Bizans Kayserinin ordusunu yenerek Kudüs’ü zapt etti. Böylece 7. yüzyılın başlangıcında her iki dinin mensuplarınca kutsal sayılan Kudüs Müslümanların eline geçmesiyle son bulan bir meydan muharebesiyle Müslüman ve Hıristiyanlar çarpışmaya başlamışlardır.

Ecnâdeyn başarısının önemi ve büyüklüğünün farkında olan Halife Hazret-i Ömer m. 637’de Filistin’e geldi ve Kudüs-i Şerife muzafferane girdi. İşte bu olay Şark Meselesinin başlangıcıdır. (Yusuf Akçura, Şark Meselesine Dair ve Eski Şûrây-ı Ümmet’te Çıkan Makâlelerimden, Ötüken Neşriyat, İstanbul-2016)

Akçura’nın Şark Meselesi’nin (Doğu Sorunu’nun) başlangıcı olarak gösterdiği Kudüs-i Şerif’İn fethini sağlayan Ecnâdeyn Savaşı hakkında İslam Ansiklopedisi’nde aşağıdaki bilgi yer alıyor:




Ecnâdeyn Savaşı, Müslümanların Suriye ve Filistin’i fethi sırasında Bizanslılarla yaptıkları ilk savaş (13/634).

Hz. Ebu Bekir, 12. yılın sonunda veya 13. yılın başında (Mart 634) hacdan döndükten sonra Medine’de toplanmış bulunan gönüllülerden oluşan or­duyu, üç defa teşebbüs edildiği halde bir sonuç alınamayan Suriye ve Filistin’in fethine memur etti. Kumandanlardan Amr b. Âs’ı Filistin’in, Şürahbî! b. Hasene’yi Ürdün’ün, Yezîd b. Ebû Süfyân ile Ebu Ubeyde b. Cerrah’ı da Suriye’nin fethiyle görevlendirdi. Başlangıçta her bi­ri 3000 kişiden oluşan bu üç ordu, da­ha sonra gönderilen takviye birlikleriyle 7500’er kişilik askerî güce ulaştılar.

Amr b. Âs Eyle üzerinden Güney Filis­tin’e, diğer kumandanlar ise Tebük-Maan yoluyla Ürdün ve Suriye istikametine sevkedildiler. Yezîd b. Ebû Süfyân, Ölüdeniz’in güneyinde Vâdilarabe’de Sergios kumandasındaki Bizans ordusunu mağ­lûp etti. Kaçan kuvvetler daha sonra top­landıkları yerde ikinci defa bozguna uğ­ratıldı. Sergios bu mücadeleler sırasın­da hayatını kaybetti. Amr b. Âs ise kısa sürede Güney Filistin’i fethederek Gamrülarabâfa indi. Müslüman Araplar’ın bu âni hücumları ve başarılı sonuçlar al­maları üzerine Bizans İmparatoru Herakleios, kardeşi Theodoros kumandasında­ki 80.000 kişilik bir orduyu harekete ge­çirdi. Bizans kuvvetleri Kuzey Filistin’e kadar ilerleyerek Cillik mevkiinde karar­gâh kurdular. Bu orduya mukavemet edemeyeceğini anlayan Amr b. Âs hali­feden yardım istedi. Bunun üzerine Ebu Bekir Hîre’de bulunan Hâlid b. Velîd’e haber göndererek süratle Suriye’deki or­dunun yardımına gitmesini emretti.

Hâlid b. Velîd, uzun ve yorucu bir çöl yolculuğundan sonra yanındaki 700 kişi­lik birlikle Dımaşk’ın güneyinde yer alan Mercirâhit’e vardı. Buradaki Bizans bir­liklerini yenilgiye uğrattıktan sonra güneye yönele­rek Busrâ’da bulunan Ebu Ubeyde, Şürahbîl ve Yezîd ile buluştu. Kısa bir ku­şatmadan sonra Busrâ banş yoluyla ete geçirildi. Hâlid b. Velîd’in kumandası altında birleşen İslâm ordusu kuzeye doğ­ru ilerlemeye başladı. İki ordu Kudüs’ün batısında Remle ile Beytülcibrin arasın­daki Ecnâdeyn mevkiinde karşı karşıya geldi. Hâlid b. Velîd İslâm ordusunun merkez kuvvetlerine Ebu Ubeyde’yi, sağ kanada Muâz b. Cebel’i, sol kanada Saîd b. Âmir’i, süvari kuvvetlerine de Said b. Zeyd’i kumandan tayin etti. Müslüman­lar devrin en güçlü devletinin düzenli, iyi eğitilmiş ve Sâsânîler’e karşı kazandığı zaferlerle morali yükselmiş ordusuyla savaşmak durumundaydı. İslâm ordu­sunun en az iki katı olan Bizans kuvvet­leri ayrıca silâh ve teçhizat bakımından da çok üstündü. Ancak savaş müslümanların kesin zaferiyle sonuçlandı. Bu mu­harebede 3000 düşman askeri öldürül­dü; müslümanlar ise sadece on dört şehid verdiler. Başkumandan Hâlid muharebenin neticesini bir mektupla Hz. Ebu Bekir’e bildirdi. Öte yandan Bizans İmparatoru Herakleios çok korkmuş ve endişeye kapılıp Humus’tan Antakya’ya kaçmıştır. Ecnâdeyn Savaşı ile Filistin ve Suriye’nin kapıları müslümanlara açılmış. iki yıl sonra kazanılan Yermük zaferiyle de bölgenin fethi tamamlanmıştır.

Ecnâdeyn Savaşı’nın tarihi hakkında ihtilâf vardır. İbn İshak, Vâkıdî ve Medâinî muharebenin 13. yılda (634) cere­yan ettiğini, Taberi”nin râvilerinden Seyf b. Ömer ise 15. yılda (636) meydana gel­diğini söyler. Suriye’nin fethiyle ilgili bir eser yazmış olan M. J. de Goeje ile J. Wellhausen ve L. Caetani gibi araştırma­cılar, İbn İshak ve diğer tarihçilerin ver­dikleri Cemâziyelevvel veya Cemâziyelâhir 13 tarihini ter­cih etmektedirler.

Diyanet Vakfı – İslam Ansiklopedisi

Açık Lise Yazı ve Haberler

Bu konuyla ilgili yorumunuzu yazın