Algı Yönetimi: Oyun Büyük mü? – Büyük Oyun mu?

/ 17 Haziran 2016 / / yorumsuz

Harun Alanoğlu’nun Büyük Oyun başlıklı Algı Yönetimi konulu yazısından bize çarpıcı gelen bazı pasajları aşağıya alıntıladık. Yazının tamamını okumak isteyenler için en sonunda kaynak linki mevcut.

Sizin gibi düşünen insanlara sahip olmak denizaltı gemilerine sahip olmaktan daha büyük güvenlik sağlar.” Bu tespit yapıldığından beri dünyadaki en etkili savaş yöntemi “algı yönetimi”dir. Bu savaş yönetiminin iki tane olmazsa olmaz stratejisi vardır. Bunlardan ilki, hedef kitleye üzerlerinde operasyon yapıldığını fark ettirmemek, ikincisi de mücadeleyi zamana yayıp inisiyatifi elde tutmaktır. Mücadeleyi zamana yaymak; insanların hemen kabul etmeyecekleri bir fikre aşina olmaları için o fikrin söylemlerini uzun bir zaman diliminde aralıksız bir şekilde dillendirmektir. Atalarımız bunu “Bir kişiye kırk sefer hırsız derseniz hırsız olur.” diyerek açıklamıştır ki bu söz kırk sefer hırsız denilecek kişinin artık hırsızlık yapmaya başlayacağını değil, herkesin o kişiyi artık hırsız olarak görmeye başlayacağını anlatır. İnisiyatifi elde tutmak da siz hedef kitleye inanmalarını istediğiniz fikirleri yüklerken size karşı mücadele edecek kişi veya kurumların söylemlerini kontrol edebilmenizi ifade eder, bunu yapabilmek için karşıtlarınıza malzemeler verip gündemlerini kontrol altında tutarak onları hem kırmızı çizgilerinizin dışında tutarsınız hem de gündemlerini devamlı değiştirerek sizin aleyhinize belli bir algı oluşturabilmelerini engellersiniz; çünkü algı savaşında değişmeden kesintisiz devam eden söylemler durmadan değişen söylemlere galebe çalar.

Algı savaşının en önemli silahlarından biri de psikolojik üstünlüktür, bu üstünlüğü elde tutabilmenin birinci yolu devamlı saldırıp karşı tarafı savunmada bırakmaktır, savunma yapan tarafın üstünde bir baskı oluşur ve baskı, hata yaptıran etkenlerin başında gelir. Bu yüzden yapılan saldırılara karşı savunma yapmak yerine alternatif bir tavır benimsenmelidir, önemsememek veya karşı saldırıya geçmek bu tavır için iki örnek olabilir. Savunmaya geçmek hedef kitle olan halkın “acaba” sorusunu sormasına, halkta oluşan bu şüphe ise psikolojik üstünlüğün saldıran tarafa geçmesine sebep olur. Üstünlüğü elinde tutanlar kolay kolay kaybetmez çünkü üstün taraf bir karizma elde eder ve halk bu karizmayı sever.

………….

İnsanların düşmanları başka insanlar değildir, insanların düşmanları başka fikirlerdir, yani düşmanlarınız sizinle aynı fikirde olmaya başladığı anda düşmanlarınız olmaktan çıkarlar. İnsanların fikirlerini ise din, örf, âdet gibi etkenler oluşturur, yani size düşman bir toplumun örf, âdet ve dinlerini sizinkilere benzeterek düşmanlarınızı yok edebilirsiniz. İşte mensuplarını öldürerek inançlarını yok etmenin mümkün olmadığı ….

Devamı ve kaynak için tıklayın.

Ayrıca bakınız:

Algı Yönetimi Nedir ve Ne İşe Yarar?

 

Yorum yaz