Diderot Etkisi Nedir, İhtiyacımız Olmayan Şeyleri Neden Alırız?

/ 9 Ocak 2020 / / yorumsuz

Diderot Etkisi Nedir, İhtiyacımız Olmayan Şeyleri Neden Alırız?

Denis Diderot (5 Ekim 1713 – 31 Temmuz 1784) Fransız Aydınlanmacı filozofu. Ansiklopedinin iki önemi editöründen birisi (diğeri de’Lambert). Aşağıda anlatacağımız olaya kadar parasızlığı ve yoksulluğu pek dert etmemiş bir filozof. Cizvit kolejinde eğitim gören ve papaz olan, ancak Kiliseye başkaldırmış bir materyalist. Rivayet odur ki, “Rahibe” romanının baş kişisi zavallı Suzanne, Diderot’nun kız kardeşi Catherine’den başkası değildir. Catherine bin bir türlü işkence ve cinsel istismar gördüğü manastırda aklını yitirerek hayatını kaybetmiştir. Diderot ise kız kardeşinin ölümünün ardından Kiliseyi ve ona ait tüm öğretileri reddettiğini ilanı olan “Rahibe”romanını alel acele yazar.

Şimdi gelelim Diderot’un literatüre giren sabahlığına:



Diderot Etkisi

İşte bu Fransız filozofu Diderot’nun neredeyse tüm yaşamını yoksulluk içinde geçti, ancak bunların hepsi 1765 yılında değişti. Diderot 52 yaşındaydı ve kızı evlenmek üzereydi, ancak ortada bir sorun vardı. Diderot maddi sıkıntı içindeydi ve düğün masraflarını karşılayamazdı.

Maddi sıkıntıları olsa da, Diderot’un adı o dönemde oldukça iyi biliniyordu çünkü o zamanın en kapsamlı ansiklopedilerinden biri olan Ansiklopedi‘nin kurucu ortağı ve yazarıydı.

Tam da o sıralarda, Rusya İmparatoriçesi Büyük Catherine’nin, Diderot’un kütüphanesini ondan 1000 İngiliz Paundu karşılığında satın almayı teklif etmesi sorunlarını bir anda ortadan kaldırdı. O dönemin parası ile bu oldukça yüklü bir paraydı.

Kızını evlendirdi ve kendisine de küçük bir ödül olarak (para varken, kırmızı olsun beş fazla olsun deyip) kırmızı bir sabahlık aldı. A

işte sorunlar bu noktadan sonra başladı.

Diderot’un kırmızı sabahlığı çok güzeldi ancak o kadar çok güzeldi ki, evindeki diğer eşyaların arasında güzelliği ile sırıtmaya başlamıştı. Evin genel havası bozulmuştu, her şey onu rahatsız etmeye başlamıştı.

Bu bütünlük gereksinimi Diderot’ta, tüm eşyalarını değiştirme arzusunu doğurdu. Böylelikle eşyaları da yeni sabahlığının gösterişine uyumlu hale gelebilirdi. Çok geçmeden, yeni bir duvar halısı, yeni tablolar, yeni baskılar, yeni bir sandalye, gardırop, ayna, yeni bir çalışma masası ve pahalı bir saatle, bütün dairesini tamamıyla değiştirdi.

Ancak bir daha hiçbir zaman eski sabahlığı ile olduğu kadar mutlu olmadı.

“Eski sabahlığımın mutlak efendisiydim fakat yenisinin kölesi oldum.”



1769 yılında düşünür, yaşadığı deneyimi bir makalesinde kaleme aldı ve bu sabahlığının hikayesini anlattı. Onun bu yazısı neredeyse iki yüz elli yıl kadar sonra psikologlar ve pazarlama uzmanları tarafından irdelenmeye başlandı.

1988 yılında Antropolog Grant McCracken, bu bütünlük arzusunu ve bu arzunun satın aldığımız şeyleri nasıl şekillendirdiğini tanımlamak için Diderot Etkisi terimini kullandı.

Diderot Etkisi, yeni bir mülk edinmenin genellikle daha fazla yeni şey edinmenizi sağlayan bir tüketim sarmalı yarattığını belirtir. Sonuç olarak, daha önce mutlu ya da tatminkar olmak için asla ihtiyaç duymadığınız şeyleri satın almaya başlarsınız.

Diderot Etkisi bize hayatınızın içine girmek için savaşacak daha çok şey olacağını söyler, bu nedenle önemli olan şeyleri nasıl iyileştireceğinizi, ortadan kaldıracağınızı ve odaklanacağınızı anlamanız gerekir.

Sahip olduğumuz eşyaların kişiliğimizi ve toplumdaki yerimizi belirlediğini düşünürüz. Ve bu yüzden de çoğunlukla, Diderot Etkisi’nin gücüyle bir araya gelen eşya kümeleriyle ilgileniriz. Fakat genel olarak yeni bir eşyanın yaşamımıza girmesi, Diderot’nun sabahlığıyla birlikte gözlemlediği tüketim durumunun ortaya çıkmasına yol açar.

Tüketim mallarının mağazalarda sergilenmesi sırasında uygulanan eşleştirme ve tasarımlar da bu mantıkla yapılır. Mağazalarda hazırlanan bu eşya kümelerinin her biri, birbirini tamamlayacak ürünlerle doludur ve bu tüketim nesnelerinin bütünlüğü, tamamen yeni bir kimlik ve yeni bir yaşam biçimini temsil eder. Eğer bu eşya kümelerindeki bir ürün aklınızı çeldiyse, Diderot Etkisi’yle bunu yeni alımların takip etmesi olasıdır.

Bu saptama, yeni bir sabahlık almasına karşın zenginliğe erişemeyen Diderot için de geçerliydi. Tam tersine eski sabahlığının içinde daha özgür hissediyordu Diderot. Eski sabahlığının eteğiyle tozlanan kitaplarını silebiliyor ya da kaleminin ucundan giysisine damlayan mürekkebi sorun etmiyordu belki de.

Diderot’nun başta ona güven ve özgürlük vaat eden yeni sabahlığı, sonuç olarak onu kapana kıstırmıştı.