Gatto’dan elit okullardaki eğitimin ortak 14 prensibi

/ 7 Ağustos 2019 / / yorumsuz

Türkçeye Eğitim: Bir Kitle İmha Silahı olarak çevrilen çalışmasıyla,  geleneksel okul eğitimi yaklaşımlarına getirilen eleştirilere tüyler ürpertici bir metafor ekleyen John Taylor Gatto, elit okullardaki eğitimin 14 ortak noktasını sıralıyor:…

İçindekiler

Gatto, Eğitim: Bir Kitle İmha Silahı çalışmasında, okulun insana verdiği zararın rasyonel ve kasıtlı olduğunu öne sürüyor. Gatto’ya göre modern pedagojinin esas işlevi, nüfusu yönetilebilir kılmak. Zorunlu eğitim tuzağından kurtulmayı başarabilmiş insanlara ilişkin örneklerle dolu bu kitap, kişisel potansiyeli gerçekleştirmenin temel şartının farklı bir yetiştirilme ve beceri edinme şekli ile mümkün olabileceğini ortaya koyuyor. Gatto buna, “açık kaynak öğrenme” adını veriyor. Kitabı edinmek için tıklayın!

Aşağıda Gatto’nun belirlediği elit okullardaki eğitimin ortak 14 prensibi yer alıyor:

Hiçbir öğrenci insan doğasına dair bir teorisi olmadan mezun olmamalı.

İnsanları harekete geçiren nedir? Karşınızdaki insandan istediğiniz reaksiyonu alabilmek için hangi düğmelere basmalısınız?

Peki insanı anlamaya yönelik bu zemin nasıl öğrenilir? Psikolojiden değil, onun hemen hiçbir katkısı yoktur. Çocuklar insan doğasına ilişkin tasavvuru Tarih, Felsefe, Din (bu maalesef kamu eğitiminde tam bir tabudur), Edebiyat ve Hukuk öğrenerek edinirler. İnsanlık tarihinin ve birikiminin bu beş büyük ürünü insanların şu anda, geçmişte ve muhtemelen gelecekte neye benzediğine dair çok fazla bilgi içeriyor.

İşte bu okullarda, bütün çocukların bu kaynaklardan damıtılmış bir ihtisasının olması beklenir. Belki bunlara “insanlığın veritabanları” bile diyebiliriz.

Bu okulların ikinci özelliği: bütün mezunlarının “aktif okuryazarlık” konusunda sağlam bir tecrübeye sahip olmasıdır.

Okuryazarlık deyince hepimizin aklına okuma yeteneği gelir. Fakat burada “aktif okuryazarlık” derken kastettiğim şey: yazı yazabilmek ve topluluk önünde konuşabilmektir. Zihniniz, güçlü metinleri okuyarak ne kadar gelişmiş olursa olsun, siz iyi yazmadıkça ve iyi bir konuşmacı olarak muhataplarınızı ikna edemedikçe bu bir işe yaramaz.

Genellikle bizler bu iki meziyetin Allah tarafından sadece bir kaç özel insana verilmiş birer hediye olduğunu zannediyoruz. 30 yıllık bir öğretmen olarak sizi temin ederim ki, bu yeteneklerin öğretilmesi son derece kolaydır. Topluluk önünde konuşmayı öğretmek için çocuklara belirli bir süreklilikle tanımadığı insanlar önünde konuşma fırsatı vermelisiniz. Bu bir kaç kişilik küçük bir grup ya da koca bir amfi dolusu insan olabilir. Burada kritik nokta çocuğun muhatapları önünde rahat hissedeceği bir insan grubuna konuşacak olmasıdır.

Kaliteli yazı yazabilmenin temel şartı ise her gün ara vermeden bir miktar yazı yazmaktan ibarettir. Çocuğun yazısı doğal olarak olgunlaşacak, metinler daha iyi hale gelecektir. Bu süreçte belki bir uzamanın müdahale etmesini isteyebilirsiniz, ama bir konuda yetkinlik kazanırken yapılacak en kötü şey müdahale etmektir. Sadece pratik yapmaya devam etmesi yeterli…

Üçüncü yetkinlik ise belli başlı kurumsal yapılar hakkında fikir sahibi olmaktır.

Mahkemeler, şirketler, ordu, devlet, aile, eğitim, siyaset gibi… Bu kurumların arkasındaki fikirlerin detayları da dahil olmak üzere.

Devlet okullarının çocuklara bu kurumlar hakkında hiçbir birikim vermediğini gösteren bir örnek vereyim: Hepimiz okullarda sürekli “güçler ayrılığı” diye bir şeyden bahsedildiğini duymuşuzdur. Devlet yönetim mekanizması 3 erkten (kuvvetten) oluşur: Yürütme, yasama ve yargı. Biraz düşünülünce bunun neden böyle olduğunu anlaşılabilir. Çünkü bütün insanlar her zaman aynı uyum içinde yaşamaz ve zor zamanlarda aynı fikirleri benimsemez ya da aynı davranışları yapmak istemezler. Bilakis herkesin farklı bir tercihi olabilir. Bu sebepten ortak bir doğruya yaklaşmak için yapılabilecek en iyi şey fikirleri tartışmaktır. Konu ne kadar iyi tartışılırsa, mesele o derece doğru bir çözüme kavuşur. Dolayısıyla zor zamanlarda fikir ayrılığı görmek istememek yerine, farklı fikirlerin tartışılmasını istemek daha akılcıdır. Çünkü ülke herkesin farklı fikirlere sahip olmasına rağmen bir arada durabiliyorsa güçlüdür.

Dördüncüsü bu okullarda çocuğa görgü ve nezaket konularında belli bir alışkanlık kazandırılır.

Zira nezaket ve medenilik, bütün müstakbel ilişkilerin, işbirliklerinin ve girmek isteyeceğiniz çevrelere erişebilmenizin anahtarıdır. Bunu her okulun verdiğini sanmayın.

Beşincisi bağımsız çalışabilme yeteneğidir.

Kitlesel okullarda öğretmen çocukların zamanının % 80-90’ını doldurmak için maaş alır. Öyle ya da böyle. Seçim hakkı öğretmenindir. Elit okullarda ise bu oran neredeyse tam tersidir.

Altıncısı enerjik sportif faaliyetler yaptırmak.

Kesinlikle bir lüks veya deşarj olma yöntemi olarak değil, insanın varlık nimetini takdir edebilmesinin tek yolu olduğu ve bunun daha ileride bir güç veya varlık olma potansiyeli nedeniyle yapılması gerekir. Ayrıca bir disipline girme, acıyı tatma ve dayanmayı öğrenme, acil durumlarla başa çıkmayı öğretme gibi yararları nedeniyle gereklidir.

Yedincisi herhangi bir yer ya da kişiye nasıl ulaşılabiliceğini öğretmedir.

Bir çocuğa Belediye Başkanı’yla tek başına toplantı ayarlamak gibi bir hedef vermek ve bir yıl boyunca Başkana ulaşmak için gereken kanalları oluşturmasına izin vermek “Vatandaşlık Bilgisi” dersi vermekten çok daha etkilidir.

Sekizincisi sorumluluk kazanma ki, bir müfredatın en hayati parçalarından birisidir.

Bazen bulaşıkları yıkamak, marketten günlük alış verişi yapmak ya da toplum hizmetlerinde çalışmalarını sağlamak olabilir. Göstermelik olarak kol faaliyetleri yapmaktan öte, her fırsatta sorumluluk almayı ve kendilerinden beklenenden daha fazlasını yapmayı öğrenmeliler.

Dokuzuncu madde en kapsamlı maddelerden birisi ve sürekli gözetilmesi gereken bir madde: Kişisel standartların oluşması. Üretim standartları, davranış standartları ve ahlaki standartlar…

Onuncu madde: Resim, müzik, dans, heykel, mimari, edebiyat ve tiyatro gibi sanatların büyük yapıtlarına aşinalık kazanmak.

Onbir numara doğru gözlem ve kayıt yapabilme gücünü kazanma.

Oniki zorluklarla başa çıkabilme yeteneğinin gelişmesi.

Onüç bir konuda kesin karar vermeden önce ihtiyatlı olmayı öğrenme.

Ondört verilen kararların sürekli olgunlaştırılması ve test edilmesidir. Öngörülerimizin gerçekte olanlarla ne kadar örtüştüğünü ya da saptığını görmek için kontrol etmek, meseleyi takip etmektir.

Yorum yaz

Kategoriler
E-Mail Aboneliği

E-Posta adresinizi aşağıdaki bölümden bültenimize ekleyerek yeni yazılarımızdan haberdar olabilirsiniz.