Epistemik Cemaat de hangisi?

/ 2 Ocak 2018 / / yorumsuz

Hüsamettin Arslan açık yüreklilikle hangi cemaatten olduğunu yazmış, bizi de farkında olmaya çağırıyor.



Hüsamettin Arslan bu günlerde dördüncü baskısını yapan kitabında bize “bir bilgi sosyolojisi denemesi” üzerinden ufuk turuna çıkarıyor. Bugün olsa Epistemik Cemaat yerine ‘Yorum Cemaatleri’adını kullanmış olabileceğini söyleyen yazar. Kitabını “tezli tez” olarak ifade ediyor. Yani kitabım kopyala yapıştır değil benim kendi öz eserim demek istiyor o kıvrak keskin ve sivri üslubuyla. Kitap gerçekten ufuk açıcı bir kitap her ne kadar sonlara doğru kendini çok tekrar etse de bilgi problemimize farklı bir pencereden bakmayı denemiş Hüsamettin Arslan hoca.

Epistemik Cemaat nedir?



Kitap epistemik cemaat tanımıyla başlıyor. Hepimizin klasik epistemik cemaat üyesi olarak doğduğumuzu ancak okullara giderek farklı bir epistemik cemaate girdiğimizi izah ediyor tekrar tekrar. Bilimsel epistemik cemaatin kendi doğrularını genel geçer doğrularmış gibi dayattığını bunun için çok farklı yollar kullandığını dile getiriyor Profesör Hüsamettin Arslan. Bilimsel bilginin evrenselliği sırf bilimsel olmasından dolayı değil, gücün yani paranın, devletin, araştırma kurumlarının yanında olmasıyla tüm bunları baskı aracı kullanarak elde ettiğini kendini meşrulaştırdığını açıkça dile getiriyor yazar.  Bilim adamı olmak için, bilimsel bilgi üretmek için neler yapıldığını bilimsel bilginin kendi ürettiklerine “pozitif bilim” diyerek kendi dışındaki bilgi kaynaklarını negatiflikle itham ettiğini belirtiyor.

19. yüzyılın başlarında karşılıklı yabancı temsilciliklerin açılması Avrupa’ya öğrenci gönderilmesiyle bilimsel azınlık cemaatinin oluştuğunu vurgulayan yazar bizim klasik epistemik cemaatten bilimsel cemaate geçerek bir dogma alanından dogmasız bir alana zıplamadığımızı başka bir dogma alanına geçtiğimizi izah etmiş ki bu bize bir kez daha “Bilim Kutsal Bir İnektir” dedirtiyor.

Cemaatin neyse sen de osun!

Anlam cemaatiniz neyse siz de osunuz, yargısını dile getiren kitap yazarın açık yüreklilikle “ben bilimsel epistemik cemaat üyesi bir araştırmacıyım” ifadesini içeriyor ki bu belki de kitabın sadece teşhis koyup tedavi sunmaması olarak da okunabilir. Kitap eleştirel bir tarz içerdğinde zihnimizin doğmalarını yerinden oynatsa bile bu bile çok iyi bir şeydir. Bilimin karşısında ezik, titrek durmaktansa onun oluşumunu kendini nasıl geçerli tek bilgi haline getirdiğini bunun için nelere sığındığını nasıl bir meşruiyet yolu izlediğini anlamak için kitap bir giriş mahiyetinde. Ne yapmalı? Nasıl yapmalı? Neden? Soruları zihnini meşgul edenler tarafından bilgi felsefesine giriş kitabı olabilir pekala. (Dunyabizim)

Yorum yaz