Fütürizm nedir, fütürist kime denir?

/ 20 Kasım 2017 / / yorumsuz

Fütürizm nedir, fütürist kime denir? Fütürizm, anlamı “gelecek” olan ingilizce “future” kelimesinden geliyor. Gelecekle ilgili bir yaklaşım,  bir platform: Gelecek katlandığımız, katıldığımız değil, yapılandırdığımız, yaratabildiğimiz bir şeydir. Aşağıda futurizm ile ilgili bir yazı ve bir söyleşi var:…


Fütüristler, en basit şekliyle, “gelecek senaryoları üzerine düşünen ve geleceğe dair öngörülerde bulunan kişiler” olarak ifade edilebilir. Fütürist olmak için, herhangi bir özel eğitim almak ya da benzeri bir önkoşul gerekmiyor. Sadece gelecek için bol bol senaryo yaratmak, hayaller kurmak ve kendine “fütürist” demek yetiyor.

Fütüristler arasında her meslekten insan bulunabilir. Bu kişiler, dünyada World Future Society (www.wfs.org), Türkiye’de de Tüm Fütüristler Derneği (www.futurizm.org) olarak örgütlenmiş durumda. Onlara duyulan ilgi gittikçe artıyor, çeşitli düşünce ve strateji geliştirme platformlarında fikirlerine daha çok kulak veriliyor. “Dünden bugüne geldik, bugünden de yarına gideceğiz” eğilimi, yerini “Önce geleceği tasarlayacak, ondan sonra bugüne gelecek ve adım adım geleceğe doğru planladıklarımızı gerçekleştireceğiz” yaklaşımına bırakıyor. Bu yaklaşım yaygınlaştıkça, doğal olarak fütüristler de çoğalacak; daha çok ilgi çekecek ve görüşlerine daha fazla önem verilecek.

Fütüristler, birer “GOY” (Gelecek Okur Yazarı) aslında! Bireyler, kurumlar, toplumlar ve ülkeler için, gelecekte sosyal, teknolojik, ekonomik, ekolojik ve politik açıdan ne gibi gelişmeler olacağına dair alternatif görüş ve beklentiler geliştiriyorlar. Falcı ya da astrolog değiller; yalnızca “olasılıkların teorisyenleri” onlar. Bilimsel temellere dayanan tahminlerde bulunuyor ve hayaller kuruyorlar. Geleneksel eğitim kalıplarının, artık geçerliliğini yitirdiğine inanıyorlar. Bilinen öğretim sistemlerinin, insan beyninin müthiş kapasitesini sınırladığını iddia ediyor ve yaratıcılığı geliştirip kışkırtan yöntemleri teşvik ederek destekliyorlar. Her iş kolundan ve alandan pek çok fütürist, gelecekte neler olabileceğini ve bunların iş, aile, sosyal yaşama etkilerini tahmin etmeye çalışıyor.




En çok tanınan fütüristlerden biri Alvin Toffler. Eşiyle yazdığı en son kitabı “Zenginlik Devrimi”nde, gelecekte zenginliğin nasıl olacağına dair öngörülerini aktarıyor. Konu, hepimiz için çok hayati. Toffler kısaca diyor ki, gelecekte zenginlik yaratımında kaynak ve/veya servet “bilgi” olacak. Olmaya başladı da zaten! Günümüzde ileri ekonomilerde çalışanların çoğu, bilgi yaratımı veya paylaşımıyla uğraşıyor. Gelecekte bunun daha da belirgin hale geleceği vurgulanıyor. Çünkü bilgi rakipsiz; bilgi azalmıyor. Aksine, bilgiyi ne kadar çok insan kullanırsa, o kadar çok bilgi üretmek mümkün oluyor.

Bilgi soyut; ona dokunamıyor ya da vuramıyor; onu koklayamıyor, ama kullanıyoruz. Bilgi doğrusal değil; ufacık görüş ve fikirler, muazzam sonuçlar doğurabiliyor. Yahoo ve Google’ın oluşum hikayeleri, bunun en tipik örneklerinden. Bilgi, diğer tüm ürünler içinde daha taşınabilir olanı. 1 ve 0’a dönüştüğünde, Hong Kong veya Hamburg’daki on milyon insana aynı anda dağıtılabiliyor. Bilgi, sembol veya soyutlamalara sıkıştırılabiliyor. Somut bir tost makinesini sıkıştırabilir miyiz? Bu yüzden bilgi, gittikçe daha küçük alanlarda saklanıp taşınabiliyor. Bilgi, açık veya üstü kapalı olabiliyor. İfade edilebilir veya edilmeyebilir, paylaşılabilir veya gösterilmeyebilir. Masa ve kamyon gibi somut şeyler için aynı şeyi söyleyebilir miyiz? Bilgiyi saklamak zor. Bu durumda, “Güç kimdeyse kıble odur, para kimdeyse güç ondadır” deyişini, “Bilgi kimdeyse zenginlik ondadır” olarak güncellemek hiç de yanlış olmaz!


Ufuk Tarhan‘ın Lilly ilaç firmasının kurumsal dergisi Kırmızı´da yayınlanan söyleşi:

Şimdiye kadar, sanki bir yerde bir gelecek var ve biz onu tahmin etmeye çalışıyor, hazırlık yaparsak başarılı, mutlu oluruz gibi düşünüyorduk. Oysa fütürizmin gelecek tanımı böyle değil. Eskiden gelecek algımız, edilgen olduğumuz yönündeydi, şimdiyse etkin olabileceğimizi fark ediyoruz. Fütürizme göre bilgi, teknoloji, akıl ve duyguyu kullanarak aslında o geleceği biz tasarlıyor ve tasarladığımızı gerçekleştiriyoruz. Bunun da bir ölçeği yok; bireysel, kurumsal, toplumsal hatta evrensel boyutta yararlanılabilinen bir bakış açısı. Fütürizm “olumlu gelecek tasarımı”, fütürist ise “olumlu gelecek tasarımcısı” oluyor. Bu doğrultuda da donanım ve farkındalık geliştirmek istiyoruz.

Kısaca Fütürizm;

“İş ve yaşam için olumlu gelecek tasarımına fütürizm ve bu tür bakış açısını benimseyenlere fütürist deniyor. (Future: İngilizce’de ‘gelecek’) Olumsuzluğa zaten herkes bakıyor. Biz fütürizmi olumlu gelecek tasarımı olarak kabul edip hayata bu şekilde bakıyoruz ve bunun da çoğalmasını istiyoruz. Gelecek algısı şu anda olumsuz. İnsanlarda büyük bir kaygı ve negatif hissiyat var. Oysa bu gelecek algısı değişebilir. şimdiye kadar, geleceği erken okuyan, geleceği tahmin edip, buna göre pozisyon alanlar mutlu, başarılı olur, deniyordu. Bu tarifte biz geleceğin karşısında edilgen bir konumdaymışız gibi bir algı vardı; oysa fütüristler geleceğe katlanmak zorunda olmadıklarını, geleceği tasarlayabileceklerini söylüyorlar. Eskiden bilgiye sahip olan, güce ve başarıya da sahip oluyordu, bugün bilgi herkes için çok kolay ulaşılabilir durumda. şimdi sibernasyon (Üretimde karar veren bilgisayarlı sistemlerin kullanılması) çağına girdik diyoruz ve burada yeni yaklaşımlar, yeni platformlar gerekiyor. O da uzgörüyle geleceği tasarlamaktır. Yani bilgiyi, insanlık için, evren için en iyi nasıl kullanabiliriz kısmına geçtik. En çoktan en iyiye, diye bir insanlık mottosu var artık. Çok para kazanmayı, çok yemeyi, çok giyinmeyi çözdük, bunları yapabilir hale geldik, ama mutlu değiliz; herkes bunalımda. Herkes bir arayış
içinde ve bunun bizi iyi bir yere götürmeyeceğini görüyoruz. Hepimiz için en iyiyi keşfetme, yani çokluktan en iyiye geçme, bilgiyi nasıl kullanacağımızı bulma dönemindeyiz. Fütürizm bu dönemin en faydalı bakış açılarından biri olarak kendini ifade etmeye başladı.”

Bu uğraşın içine nasıl girdiniz?

Fütürizm dünyada da yeni sayılabilecek bir akım aslında ve Türkiye, bu konuda çok geride değil. Fütürizm son yıllarda gelişen bir trend. Artık yönetim kurullarında fütürist olmazsa olmayacak, okullarda fütürizm bölümleri, dersleri olacak, olmalı. Fütürizm yeni yeni daha geniş kitleler tarafından fark ediliyor. Benim fütürizmle buluşmam ise on beş sene öncesine dayanıyor. ilk kez, bir yurt dışı seyahatimde havaalanında artık bizim de Türkçesini çıkardığımız The Futurist dergisini almıştım. Okuyunca müthiş ilgimi çekti ve hemen 1966´da kurulan World Future Society´ye üye oldum. O ağın içindeyim, yıllardır onların konferanslarına katılıyorum. 2005´te Türkiye Fütüristler Derneqi (TFD) kurulunca hemen üye oldum ve 2009-2012/3 yılı itibariyle TFD´nin başkanlığını üstlendim.
Devletlerin fütürist politikaları olmalı mı? Türkiye için fütürist politikalar üretmek üzere size görev verilseydi nereden başlardınız?

Başarılı her birey, şirket, toplum, kurum ve ülke, bunu fütürist bakış açısıyla yapıyor. Bunu yapmayan kişinin, kurumun bir şey yapması söz konusu degil, çünkü kaynaklan çok dikkatli kulIanmalıyız.

Örneğin, Çin son derece ciddi planlamalarla dünyada kendini konumlandırdı ya da başka devletlerin planlarının parçası olarak, yeni nesil tüketim toplumu olarak yetiştiriliyor.

Fütürist olduğunu açıklayan ilk kişilerden Alvin Toffler, Kore’nin yapılandırılmasında rol oynamıştır.  Kore’nin durumu ortada… Son yılların yükselen yıldızı.

[kirmizitext]Nereden başlardım?[/kirmizitext]

Kamu ya da özel bütün paydaşların, egitim sektörünün, sivil toplumun katıldığı bir ortak hedef koyma çalışması yapılmasını sağlardım.

Bunları yaparken de odağa eğitim, sağlık ve enerjiyi koyardım.

Yeniçağın tetikleyicileri Nano ve Genetik için eğitim, yatırım vb. konusuna, her aşamada kesinlikle öncelik verir, kaynak ayrılması için kırmızı geçiş üstünlüğü sağlardım… Bu üçü için milli politikaların gerçekleştirilecegi bir yol izlerdim.

Geniş bant altyapı hizmetlerine, dijital eğitim-öğretime kanalize olurdum;

Dijital dünya, dijital tasarım, genetik, nanoteknolojiler, geniş bant altyapı alanlarına eğilirdim ve tüm bunları öncelikli olarak sağlığa ve çevreye odaklardım.
Fütürizm iş yaşamında bireylere ya da şirketlere ne gibi artılar sağlayabilir?

Fütürist bakış açısıyla yola çıktıgınızda önce hedefi belirlersiniz: Niye bunu yapıyoruz? Neyi, neden yapmalıyız, yapacağız! ları sorgularsınız…

Bunları belirledikten sonra kaynakların ve her türlü planın, misyonun kurgulanmasıyla müthiş bir özgürlük, konfor ve motivasyon sağlanır. Bunların da getirisi otomatik olarak verimdir.
Fütürist yaklaşımla, hedeflenen olumlu sonuçlar elde edilebilir.

Ben, fütürizmin tılsımlı bir şey olduğunu düşünüyorum. Bunu kabul etmemeyi ya da ilgilenmemeyi de aymazlık olarak görüyorum.

Bazen bireysel olarak bana her şeyi planlı mı yapacağız? diye soruyorlar, ardından da fakat her şey planlanamaz daima planlı yaşamayı düşünmek dahi ütopya! diyorlar.

Çok net gözlemlerim ve düşüncem; planlamazsanız başarılı olamazsınız. Asıl, plansız yaşamanın ve başarı beklemenin ütopya olduğunu düşünüyorum!

Asıl; Fütürist olmamak ütopyadır. Sürdürülebilirlik, başarı, mutluluk ne varsa ancak bilinçli ve algoritmik, disiplinli düşünce ve eylem çabalarıyla elde edilebilir. Aşk bile…
Mevcut sistem içinde kişilerin olumlu bir kariyer tasarlaması ne kadar mümkündür?

İyi bir kariyer için öncelikle farkındalık önemli. ikincisi, gelecekte neler olabileceğine dair çok iyi bilgi edinmek lazım.

Bugün bir gence; evladım bir şirkete gir, çok´ güvenli para kazanırsın demek mümkün değil. Hala üniversiteye gir, hayatın kurtulsun lafı ediliyor. Bu hayat kurtaran bir şeyse neden dört üniversite mezunundan biri işsiz? Peki, işe girmiş olanlara bakalım; Hangisi işinden memnun? Nereye baksanız sıkıntılı. Öyleyse biz ne tavsiye edeceğiz bu çocuklara? Dağıtılan diplomalar önemli değil, gelecekte bugünün gerçekleriyle başarılı olunmaz. O zaman hiç atılım yapamazsınız. ilerleme kaydetmek için farklı şeylere açık olmak, vizyon geliştirmek, hayal etmek gerekiyor.
“Hangi meslekler?” diyecek olursanız cevabım:

Ne olduğu hiç önemli değil, çünkü her şey değişecek. Her iş, her meslek yeniden tarif edilecek.  Burada da en önemli olacak şey; beceri.

Ben bu bilgiyi, isteklerimi, teknolojiyi ihtiyaçlara göre nasıl kullanacağım? Bunu bilmek önemli.

Sosyal medya ajanları var. Mesela, sosyal medya monitoring, birkaç sene önce var mıydı?




Ya da dijital tasarım, dijital pazarlama var mıydı? iki sene önce Twitter yoktu. Ben diyorum ki; sosyal medya hiç kullanılmazsa sefil, kötü kullanılırsa rezil, iyi kullanılırsa vezir olunur.

On sene önce Google mı vardı? Bugün dünyanın bir numaralı markası. Demek ki gelecekte olmayan bir sürü şey için insanlar şimdi çabalıyor. Bu yüzden şimdiden insanlara şunu yaparsan çok iyi, bunu yapma kötü demenin hiçbir manası yok.

Biz sadece bireysel, kurumsal ve toplumsal olarak daha iyisini tasarlamak, kurgulamak ve gerçekleştirmek için yöntemler öğretebllir, rehberlik edebiliriz.

Fütürizm de geleceğe yönelik tahmin değil tarifieri kapsar.

Tarif etmek için de maksimum olabilirliklerle ilgili bilgi edinmek, plan yapmak lazım. Plan yaparken de ara sıra revizyonlar yapmak, yenilikleri stratejilere uydurmak, katmak gerekli.
Fütüristler için zaman kavramını irdelersek, sizin için gelecek planlamasının zaman sınırlaması var mı?

İşin ölçeğine ve amacına göre bu değişiyor. Bu röportajı yapmak da bir gelecek planlamasıydı mesela. Bu röportaja evet demem de, benim uzun vadeli gelecek planımın bir parçası. Bunun gibi bakarsak, şu kadarlık olmalı diyemeyiz, ama bir değişiklik yaratmaktan bahsediyorsak beş-on sene, hatta yirmi-otuz senelik aşamalarla, iyi-o rta-kötü gibi alternatif senaryolarla konuşmalıyız.

Tabii iki-üç senelik bir plan da yapılır ve gerçekleştirilir. Kurum/kişi ne fark yaratmak istiyorsa onu belirledikten sonra, bunu yaparken dünya, çevre, sektör nasıl değişecek, değişebilir diye de bakıyoruz, zaten bizim farkımız da orada. Sosyolojik, psikolojik, politik, teknolojik, ekolojik açıdan ne olacak, hedefe ne kadar uyar; bunları göz önüne alarak plan netleştirilir ve gerekirse revizyonlarla da yola devam edilir.
Türkiye açısından ilgi çekici uzgörüler var mı?

Bir kaç yıl önce bir Gelecek Durum Raporu hazırlamıştık. Oradaki geleceğe dair uzgörüler aynen devam ediyor ancak sektörel olarak yenilenmesi gerekiyor.

Gelecek için söyleyebileceğimiz en belirgin konu; ücretler ve fiyatlar

Bunlar sürekli düşüşte olacak. Biz, fiyatların enflasyonla mücadele ettiğimiz için düştüğünü zannediyoruz ama ve aslında zaten fiyat ya da ücretlerin yükselmesinin mümkün  olmadığı bir global üretme-tüketme modelindeyiz.

Çalışma modellerinde de ücretli sabit çalışma azalacağı için, bildiğimiz manadaki işsizlik de hep artacak.

Onun yerine iş kurmak, küçük küçük girişimlerde bulunmak, herkesin internet üzerinden kendi başına iş yapıyor olması, uzmanlık-danışmanlık türünde işler yaygınlaşacak.

Sanayide de, materyal teknolojisi değişeceği için ürünler her kategoride neredeyse baştan aşağı tasarlanacak. Bunu ilk olarak otomobil sektöründe göreceğiz, sonra beyaz eşya, ardında da inşaat, bütün ilintili sektörler bundan nasibini alacak. Materyal teknolojisini değiştiren de nanoteknolojiler  ve genetik olacak.

Sağlık sektöründe büyük değişiklikler yaşayacağız. Herkesin evinde, bugün laboratuvarlarda, hastanelerde kullanılan tetkik cihazlarının ev boyları olacak ve mobil sağlık, uzaktan erişimle sağlık hizmetleri mümkün olacak.

Belki eczaneye gidip bir yutulabilir kamera alıp, doktorumla iletişime geçip, görüntülerionunla paylaşacağım. Sağlık gibi birçok alan için de bu böyle olacak.

İnsanlar uzaktan, her yerde, her koşulda çalışabilecek.

Eğitim de; bireysel, her yerden eğitim haline gelecek. iş pratikleri değişecek.

Birçok plaza, rezidans, ortak toplantı mekanları haline gelecek, çünkü her yer iş, her yer ofis olacak.

Ufuk Tarhan’ın Kırmızı Dergisi’nde yayınlanan söyleşisi, kaynak için tıklayın!


(*) Söyleşinin girişi ve Ufuk Tarhan’ın kısa biyografisi:

1995´de tesadüfen aldığı The Futurist dergisiyle fütürizmle tanışan Ufuk Tarhan, geleceği, geleceğin trendlerini araştıran, analiz eden ve gerek bireylerin gerekse kurumların bunlardan etkin bir şekilde yararlanması için çabalayan deyim yerindeyse bir gelecek mühendisi. ODTÜ Ekonomi Bölümü mezunu Tarhan, öğrenciliği sırasında hem asistanlık hem de görme engelli öğrenciler için okuyuculuk yaptı. 2002´de Dünya gazetesi tarafından Bilişim Sektörünün En Başarılı iş Kadını Ödülü´ne layık görülen Tarhan;

Bugün kim güçlüyse, gücünün kaynağı fütürist yaklaşımdır. Geleceği planlayıp, senaryolarla kurgulayanlar, bunu yapmayanları yönetiyor…

Tüm Fütüristler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve ülkemizin ilk fütürist şirketi M-GEN ´in kurucusu.

Fütürizmin mimarideki uygulamasına bir örnek: Çin’in dev fütüristik kütüphanesi

Yorum yaz