Bir filmi tarafsız olarak izleme…

/ 29 Ocak 2016 / / yorumsuz

Bir sinema filmi, sadece bir film midir? Sinema filmleri tarafsız gözle mi izlenmelidir? Ya da sinema filmi tarafsız (isterseniz siz nesnel deyin) gözle izlenebilir mi?

“Dracula: Başlangıç” filminin en popüler yorumu imiş efendim (*). “Ashles” nickli yorumun bir kaç  yerinde (giriş ve sonuç cümlesi dahil) tarafsız gözle izlememizi ısrarla isteyerek diyor ki:



“Sıkmadan izleten bi yapım. Tek fark ise bu filmde bizden bahsedilmesi.

“Bizden derken de geçmişimizden yani Cumhuriyet öncesi Osmanlı’dan bahsediyor.”muş. Yani tarafsız olalım diyen yorumcu yine tarafsız (!) olmaya devam ediyor ve “bizim aslında Osmanlı ile alakamızın olmadığını ima ediyor, aslında filmde kötülenen Osmanlı, ama bizim Osmanlı ile alakamız olmadığı için bunu sorun etmeden izlememiz gerektiğini söylüyor.

“Aslında buradan sonra yazacaklarımı herkesin okumasını isterim çünkü olayın en objektif durumu budur.” dedikten sonra ise “Vlad Tepes yani nam-ı diğer Kont Dracula” (Kazıklı Voyvoda)nın Romanya’da bir halk kahramanı olarak görüldüğü, herkes tarafından sevilen bir lider olduğu belirtiliyor. Bizim de, Filmdeki anlatımın Osmanlı gözünden değil, (herhalde ölü bir tarihsel kişilik olarak Kazıklı Voyvodayı değil de, Romanyalıları veya Batı’yı kastediyor) Vlad gözünden yapılmasını “normal” karşılamamız gerekirmiş.

figur-fon-sekil-zemin-iliskisi-vazoFilmde Vlad’ın aslında kötülük yaptığı, askerleri kazığa oturttuğu kısa kısa gösterilirken Osmanlı ile savaştığı uzun süreli gösteriliyormuş. Yani “filmde asıl vurgulananın Vlad’ın yaptığı işkence değil de Osmanlı ile savaşı” imiş.

Ama bizim yine de tarafsız olarak izlememiz en iyisi imiş. Zaten filmde Fatih Sultan Mehmet karakteri de iyi gösterilmiş: “Fatih Sultan Mehmet karakterini başka dizilerden tanınan bir aktör oynamış ve başarılı oynamış. Filmde Kont Dracula ile savaşacak kadar cesur olduğunu göstermişler.”
Ya işte böyle, filmin yapımcısı, yönetmeni, senaristi o kadar objektifmiş ki: “Fatih’i Kont Dracula ile savaşacak kadar cesur göstermişler.” (övüyormuş gibi yaparak heç etme çabasına bakın: İstanbul ve Doğu Roma’nın fatihine verilen paye bu)
Ama biz izlerken yine de tarafsız olmaya devam edelim, öyle mi?
Gerçekten de tarafsız olabilir miyiz? Üstünde durduğumuz, doğup büyüdüğümüz zemini (tarihsel arka planı; kendi tarih ve kültürümüzü) yok sayıp da mı bakmalıyız olaylara, sanata, topluma, siyasete…? Gerçekten de bu zemini yok sayarak bakabilir miyiz?

figur-fon-sekil-zemin-iliskisi

Peki, Dracula filmini yapan, senaryosunu yazan, o filmde oynayanlar kendi tarihlerini yok sayarak, sadece sanat için, sadece bir macera filmi olsun diye mi bu konuyu seçip bu filmi yapmışlar?
Cevap çok açık. Malumu ilam etmekle uğraşmaya gerek yok. Ne Dracula Başlangıç filmini yapanlar hiçlikten çıkmışlar, ne de biz ot misali yerden bitiveren köksüz otlarız! Tabii kim ve ne olduğuna herkes kendisi karar verecek.



Asıl üzerinde durmamız gereken şey: Başka hangi olaylar, nesneler, durumlar karşısında bu çarpık nesnellik anlayışı ile hangi zokaları yuttuğumuz? Ya da başka zokaları yutup yutmadığımız!
Bilimsel bir araştırma yaparken ön-yargısız olmak bağlamında bir nesnellik (bu ne kadar mümkünse!) bir yana desek bile, olur olmaz durumlarda tarafsız olmaya, nesnel olmaya çağrılıyorsak orada bir durup düşünme zamanı gelmiş demektir.
Önce bizi tarafsızlığa çağıran kişinin tarafını (üstünde durduğu zemini, siyahı mı yoksa beyazı mı zemin kabul ettiğini) bir görmek lazım! Sonrası kolay…

Yorum yaz