Dostoyevski, çocukluğu, yaşamı ve yazarlığı arasındaki ilişki

/ 11 Aralık 2017 / / yorumsuz

Dostoyevski, çocukluğu, yaşamı ve yazarlığı arasındaki ilişki

“İdam sehpasından edebiyatın zirvesine Dostoyevski”

Kültürlü, soylu sınıftan gelen Turgenyev ve Tolstoy gibi yazarlara göre hayatı zorluklarla geçen Dostoyevski, bunca zorluğu kalemine dökerek bugün hala eserleri çocukların ve yetişkinlerin elinden düşmeyen bir sanatçı haline geldi.

Babası Yoksullar Hastanesi’nde çalışan eski bir ordu cerrahı, annesi bir tüccarın kızıydı. Dostoyevski, annesinin yardımıyla evde başladığı öğrenimini özel bir okulda sürdürdü. Yaz aylarını Tula’daki aile çiftliğinde geçiren Dostoyevski’nin babasının acımasız ve sert bir adam olduğu iddia edilir. On beş yaşındayken annesini kaybeden ve Petersburg Askeri Mühendislik Okulu’na giren Dostoyevski, buradaki yıllarını Rus ve Avrupa edebiyatının ünlü isimlerinin eserlerini okuyarak geçirdi.

“İnsancıklar” ile Rus Edebiyatı’nda bir kapı araladı

Okulunu bitirdikten kısa bir süre sonra edebiyatla uğraşmak için askerlikten ayrıldı. 1846’da ilk romanı İnsancıklar’ı yazdı.

Dostoyevski, eseri bitirir bitirmez bir arkadaşına okuttu. Eserden çok fazla etkilenen arkadaşı, romanı hemen gecenin bir yarısı döneminin önemli şairlerinden Nikolay Nekrasov’a götürdü. Romanı “başyapıt” olarak tanımlayan Nikolay Nekrasov, ertesi gün romanın el yazmalarını yakın arkadaşı ve döneminin saygın eleştirmenlerinden Belinski’ye götürür. Belinski de romanı kısa sürede okuyarak ve roman hakkında şunları kaleme aldı:

“İki gündür kendimi bu kitaptan uzaklaştıramıyorum. Yeni bir yazar, yeni bir yeteneğin kalemi bu. Onu tanımıyorum, kimdir, neye benzer bilmiyorum ama bu roman Rusya’da hayatın sınırlarını öyle kahramanlara veriyor ki bize, bundan önce hiçbir yazar bu kadarını düşlerinde bile göremezdi. Rusya yeni bir Gogol kazandı.”

Olaylar o kadar hızlı gelişir ki Dostoyevski bile buna şaşırır. Roman Dostoyevski’nin büyük umutlarıyla yayımlanır ve Dostoyevski bir anda tanınan bir yazar durumuna gelir. Böylece daha ilk eserinde başarıyı yakalar.




Başarısız kitaplar ve arkasından gelen tutuklanma

Sonraki yıllarda yayınladığı Öteki, Ev Sahibesi, Beyaz Geceler, Bir Yufka Yürekli isimli romanları okuyucular tarafından “İnsancıklar” kadar beğenilmeyince Dostoyevski, bir gecede kazandığı şöhretini yitirme tehlikesi geçirir.

Birkaç denemeden sonra yazdığı Netoçka Nezvanova isimli kitabı, Dostoyevski’nin okuyucuların gözünde eski konumunu kazanmasını sağlayabilecek iddialı ve kapsamlı bir romandı. Bir süre sonra devlet düzenini yıkmaya çalıştığı gerekçesiyle tutuklandığından, bu romanının yalnızca üç uzunca bölümü yayımlanabildi. Böylece edebiyat yaşamının da ilk dönemi kapanmış oldu.

İdam kararının izleri yapıtlarına yansıdı

Dostoyevki, 1847’den sonra haftalık siyasi toplantılara katılmaya başlamıştı. Ayrıca yasadışı broşürler basmayı tasarlayan daha dar bir grubun sürdürdüğü gizli toplantılarda da yer almıştı. Nisan 1849’da grubun üyelerinin tutuklanması emredildi. Uzun bir soruşturmadan sonra, aralarında Dostoyevski’nin de bulunduğu 21 kişi için verilen karar “idam” oldu.

Dostoyevski’nin, cezaların indirildiğine ilişkin fermanının açıklanmasından önce kurşuna dizilme hazırlıkları sırasında yaşadığı korku dolu anlar, belleğinde silinmez izler bıraktı. Bu anının gölgesi sonraki yapıtlarının sayfaları arasında sık sık dolaşır. Dostoyevski’nin ölüm cezası, Sibirya’nın Omsk bölgesinde dört yıl kürek cezasına ve er rütbesiyle dört yıl askerlik hizmetine çevrildi.

Hapishane yılları sırasında sara hastalığına yakalanan Dostoyevski’nin bu hastalık nedeniyle düzenli bir çalışma hayatı olmadı.

Hapishane sonrası ilk kitap: Suç ve Ceza

Yazarın en önemli romanlarından biri olarak gösterilen Suç ve Ceza. Roman ilk olarak 1866’da Rus Habercisi adlı edebiyat dergisinde 12 aylık süre içinde yayımlandıktan sonra cilt haline getirildi. Dostoyevski’nin Sibirya’dan cezaevinden döndükten sonra yazdığı roman, yazarın en uzun ikinci romanı olma özelliği taşır. Bununla birlikte yazarın olgunluk döneminin ilk büyük romanıdır. Realist bir bakış açısıyla yazılan romanda daha çok Raskolnikov’un psikolojik durumundan söz edilir.

Hem Rus edebiyatının hem de dünya edebiyatının en başarılı romanlarından biri olan kitap, suç ve ceza kavramlarını her türlü çelişkiyi ortaya sererek sorgular. Dostoyevski Suç ve Ceza’da bugün ismi dahi anılmayan birçok kavram hakkında okuyucusunun da sıkı bir sorgulama yapmasını sağlar.

Fakir bir genç olan Raskolnikov, başarılı olmasına rağmen hukuk fakültesini maddi sebeplerden ötürü yarıda bırakmak zorunda kalır. Para, parayla ne yapılacağını bilmeyen, insanlık ailesine parazit olan aşağılık insanların elinde iken, toplumun gelişmesine büyük katkılar sağlayabileceklerin para sıkıntısı çekmesinin yanlış olduğunu düşünür. Bu yanlışlığı düzeltmek üzere yaşlı ve zengin bir kadın tefeciyi ve görgü tanığı bırakmamak için onun kız kardeşini öldürür. Kimsenin kendisini görmediğini ve geride çok büyük bir olasılıkla bir iz kalmadığını bildiği halde, bazı tesadüflerin sonucunda Raskolnikov müthiş bir tedirginlik içine düşer. İnsanlığını, masumiyetini yitirdiğini anlar. Suçunu itiraf eden Raskolnikov, polise de teslim olur ve cezasını çekmek üzere Sibirya’ya gider.

29 günde yazdığı kitap

Çok fazla borcu olduğu bilinen Dostoyevski Suç ve Ceza ile kaybettiği şöhreti ve parayı geri kazandı. Bu paralarla borçlarını ödemeye çalışan Dostoyevski, “Kumarbaz” adlı kitabını yazmayı sürekli erteledi. Yazması gereken süreçte Avrupa’yı gezen ve eşinin vefatıyla sarsılan Dostoyevski, yayıncısı ile sözleşmesine uymak zorundaydı. Kitabı teslim etmesi gereken tarihe 29 gün kala kitabı yazmaya başlayan Dostoyevski, eserini teslim etmeseydi tüm telif haklarını kaybedecekti.

2 evlilik yaptı




İlk eşi Maria Dimitrievna… 1857 yılında dünya evine giren çiftin başında maddi sorunlar hiç eksik olmadı. Eşi vefat ettikten sonra ise sekreteri Anna Grigoryevna Snitkina ile evlendi. Bu evlik Dostoyevski’nin ölümüne dek sürdü.

Dostoyevski’nin Eserleri

Dostoyevski Romanları / Eserleri / Kitapları:

İnsancıklar – 1846, Öteki – 1846-1978, Ev Sahibesi – 1951-1970, Beyaz Geceler – 1934-1983, Bir Yufka Yürekli – 1957-1985, Netoçka Neznanova – 1937-1964, Stepançikovo Köyü – 1948-1973, Ölü Bir Evden Hatıralar – 1946-1969, Ezilenler – 1957-1982, Yeraltından Notlar – 1973-1985, Suç ve Ceza – 1945-1984, Kumarbaz – 1941-1986, Budala – 1941-1985, Ebedi Koca – 1955-1984, Ecinniler – 1960-1984, Delikanlı – 1946-1985, Karamozof Kardeşler – 1940-1984, Amcamın Rüyası – 1868-1973, Bir Yazarın Günlüğü – 1975, Batı Çıkmazı: Puşkin Üzerine Konuşma – 1975
(Kaynak: Pınar Köse)

Lise Psikoloji Ders Kitabında Dostoyevski




Ünlü yazar Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 1821 yılında Moskova’da yoksullar hastanesinde doğar. Hastanenin doktoru olan babası; çok içki içen, sert ve aşırı düzenli biridir.

Çocukluğu sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçen Dostoyevski, annesinin ölümünden sonra Mühendis Okulu’na girer. Okulu bitirdikten sonra bir yıl devlet memurluğu yapar. Ardından edebiyata yönelir. Ancak eserleriyle beklediği başarıyı elde edemez.

Politikayla ilgilenmeye başlar ve devlet aleyhinde bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklanır. Sekiz ay hapiste kalır. Ona verilen ölüm cezası dört yıl kürek ve altı yıl hapis cezasına dönüştürülür. Cezasını çekmek üzere Sibirya’ya gönderilir.

Dostoyevski, 1859 yılında özgürlüğüne kavuşur, Ezilenler ve Ölüler Evinden Anılar adlı eserlerini bu dönemde yazar. Ancak sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi durumu bozulur. Bu arada eşini ve kızını kaybeden yazar, büyük bir sarsıntı geçirir. 1881 yılında da ölür. Dünya edebiyatını en çok etkileyen yazarlardan biri olan Dostoyevski’nin cenaze törenine yaklaşık otuz bin kişi katılır.

Dostoyevski’nin yaşam öyküsü ile yapıtları arasında paralellik vardır. Örneğin babasına olan nefreti Karamazof Kardeşler (Dostoyevski’nin baba oğul çatışması romanı: Karamazov Kardeşler), Sibirya’ya sürgün edilişi Suç ve Ceza, kızının ölümü ile kendisini kumara vermesi Kumarbaz adlı eserlerini yazmasını sağlar. (Aydın Ankay, Ruh Sağlığı ve Davranış Bozuklukları, s. 89)

Lise Psikoloji Ders Kitabından Sorular ve Cevaplarımız:

  1. Dostoyevski, hangi savunma mekanizmasını aşırı kullanmıştır? Nedenini ve sonucunu tartışınız.

    Babasına olan nefreti (Karamozof Kardeşler); Sibirya sürgünü ve bu sürgüne yol açan siyasi fikirleri (Suç ve Ceza); kumara düşkünlüğü (Kumarbaz) gibi zayıf ve yanlış yanlarını yücelterek edebi birer esere dönüştürmüştür. (Dostoveyski’nin psikologların bu adlandırması ve sınıflandırmasını taktığını ve/veya dur ben buradan bir eser yazayım diye bu işlere giriştiğini zannetmiyorum ancak sonradan Psikologların Yüceltme adı verdiği savunma mekanizmasını kullanmıştır.)

  2. Yazarın yaşamı üzerinde ailesinin ve arkadaş çevresinin etkileri neler olmuştur?

    Zalim babası ve genç yaşta kaybettiği annesinin acılarıyla büyüyen, hapishanede idam edilmeyi beklerken Rus Edebiyatı’nın zirvesine çıkan bir dehayı aile ve arkadaş çevresinin etkisiyle değil, o çevreden gelen etkileri kendi kafasında nasıl yorumlayıp yoğurup ortaya o romanları çıkarttığı sorusuyla daha iyi anlayabiliriz.

  3. Dostoyevski’nin davranışları, sağlıklı olmanın ölçütlerine uymakta mıdır?

    Anlatılmaz yaşanır türünden bir hayat. Böylesi bir etki, bu derece bir derinlik ve verimlilikten sonra bir psikolog şimdi buradan oturduğu yerden Dostoveyski sağlıklı mıydı sorusuna cevap verecek öyle mi? Lütfen herhangi bir psikolog da bu türden bir tartışmaya girişmesin. Dostoyevski’yi okuyun, ondan bir şeyler öğrenmeye bakın. Ölçütlere vurmayın, ölçütlerinizle vurmayın Dostoyevski’yi; ölçütleri ona göre yeniden belirleyin.

Ruh Sağlığı ve Savunma Mekanizmaları Konu Testi için tıklayın!

Ruh Sağlığı ve Savunma Mekanizmaları Konu Anlatımı

Yorum yaz

Kategoriler
E-Mail Aboneliği

E-Posta adresinizi aşağıdaki bölümden bültenimize ekleyerek yeni yazılarımızdan haberdar olabilirsiniz.