1. Ünite: Psikoloji Bilimini Tanıyalım

/ 15 Nisan 2022 / / yorumsuz

İçindekiler

1. Ünite: Psikoloji Bilimini Tanıyalım

Psikolojinin Tanımı:

Psikoloji, Yunanca Psyche (ruh) ve Logos (bilgi, bilim) sözcüklerinden türetilmiş bir sözcük. Sözcük anlamı “Ruhbilimi”.

Günümüzde psikoloji, organizmanın davranışlarını inceleyen pozitif bir bilimdir.

Organizma – Davranış – Pozitif Bilim

Organizma: İnsan ve hayvan. Canlı insan ve hayvan bedenleri.

Psikolojinin temel konusu insan davranışları; ancak hayvan davranışları üzerinde de çalışmalar yapar. Neden?

Hayvan davranışlarının incelenme nedenleri:

  • Öncelikle temel amaç yine insan davranışlarını daha iyi tanımadır;
  • Bazı deneysel çalışmaların insan üzerinde yapılmasının etik açıdan yanlış olması (Örneğin, insanı bir kobay gibi labirente koymak doğru değildir.);
  • Hayvanların organizması ve davranışlarının insana benzerlik göstermesi (Acıkan bir fare ile insanın davranışları arasındaki benzerlik gibi);
  • Hayvanların ömrünün insana göre daha kısa olması…

gibi nedenlerle hayvan davranışları da incelenir.

→ Pozitif bilim: Deney ve gözlem gibi yöntemlerle olayları ve olguları inceleyen bilim.

→ Davranış: Organizmanın iç veya dış bir uyarıcıya karşı gösterdiği tepkiye davranış denir.

Davranışçı psikologlar, organizmanın sadece gözlenebilen tepkilerini davranış saymıştır. Günümüzde ise, organizmanın gösterdiği ve herhangi bir yolla ölçülebilen her türlü etkinlik bir davranıştır.

  • Organizmanın gözlenebilen veya ölçülebilen tüm etkinlikleri bir davranıştır denilebilir.
  • Davranışlar çok nedenli ve karmaşıktır. Örneğin, aynı davranışı yapan kişilerin sebepleri farklı olabilir.
  • Davranışlar zaman içerisinde yaşanır ve süreklidir. Bu süreklilik hem bizden kaynaklanır, hem bizi biz yapar; davranışlarımız alışkanlıklarımızı, alışkanlıklarımız karakterimizi oluşturur …
  • Davranışlar özneldir. Yani kişiden kişiye değişir. Aynı uyarıcıya organizmalar farklı tepkiler verebilir, bazen de tepkileri aynı olabilir. Farklı uyarıcılar organizmalarda aynı tepkiye sebep olabilir, farklı tepkiye de sebep olabilir.

Davranış Çeşitleri ve Etkileyen Faktörler

Davranış çeşitleri:

Gözlenebilme durumuna göre davranışlar:

  • Gözlenebilen: Yürüme, konuşma, koşma …
  • Gözlenemeyen: Sevinme, üzülme, düşünme …

İstem (irade) açısından davranışlar:

  • İradeli: Düşünme, konuşma, yürüme, hayal kurma …
  • İradesiz (istem dışı): Refleksler, içgüdü davranışları …

Davranışı etkileyen faktörler:

  • Organik faktörler: Yaş, cinsiyet, iç salgı bezleri …
  • Psikolojik durum: Korkunca kaçma ve titreme, sevinçliyken zıplama, gülme gibi …
  • Çevre: Fiziksel ve sosyal çevre …
  • Geçmiş yaşantı ve deneyimler: Çocukken köpek tarafından ısırılan kişinin köpeklerden korkması…
  • Tutum ve beklentiler: Spor ve siyaset ile ilgili tutumlarımız …

Psikolojinin Amaçları

  • Betimleme: Organizmanın davranışlarıyla ilgili betimlemelerin yapılması …
  • Açıklama: Davranışların sebeplerini, aralarındaki neden-sonuç ilişkilerinin ortaya çıkartılması …
  • Yordama (Öngörü): Davranışları önceden kestirebilme, kimin ne zaman, nasıl davranabileceğini, ne yapabileceğini tahmin edebilme …
  • Kontrol: Davranışları kontrol altına alma …
  • İnsanı anlama çabası olarak psikolojinin tarihini Eski Yunan’a kadar geri götürmek mümkündür.
  • Rönesans ile birlikte tür olarak insanın değil de, birey olarak insanın düşünürlerin ilgi alanına girmeye başladığı görülür.
  • İnsan zihni T. Hobbes (1588–1679), J. Locke (1632–1704), G. Berkeley (1685–1753) gibi Görgücü (Empirizm/deneycilik) düşünürler, D. Hume (1711–1776) gibi Çağrışımcı (Davranışçılık) düşünürlerce ele alınır.
  • Bilimsel psikolojinin diğer öncüleri arasında olan G. W. Leibnitz (1646-1716) ve I. Kant (1724-1804) sayılabilir.
  • G.T. Fechner (1801–1887), zihnin ölçülmesinde kullanılabilecek psikofizik teknikler geliştirmiştir.
  • Önceki düşünürlerin ortaya koydukları fikirler W. Wundt (1832–1920)’un psikoloji bilimini kurmasına zemin hazırlamıştır.
  • Nitekim 1879’da Leipzig’de psikoloji laboratuarı kurarak psikoloji bilimini kurmuştur. İlk psikoloji deneyleri burada yapılmıştır.
  • Deneysel bir bilim olarak psikolojinin kuruluşu ile birlikte konusunun ne olacağı ve hangi yöntem veya yöntemleri kullanacağı ile ilgili farklı fikirler ortaya çıkmıştır.
  • Yani, psikoloji bağımsız bir bilim olduktan sonra farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır: Yapısalcılık, işlevselcilik, davranışçılık, psikoanalitik, gestaltçı yaklaşım, bilişsel yaklaşım vb.

Psikolojide Yaklaşımlar

1.Yapısalcı Yaklaşım:

  • Kurucusu W. Wundt (1832–1920), temsilcileri Titchener (1867–1927), H. Ebbinghaus (1850–1909), O. Küple (1862–1915).
  • Zihni yapı bakımından incelemişlerdir. Zihin, yapı bakımından algı, düşünce, irade, bellek gibi çeşitli öğelere ayrılır. Psikolojinin amacı zihnin bu öğelerini ve bu öğeler arasındaki ilişkileri belirlemektir.
  • Psikolojinin yöntem olarak, içebakış (içgözlem) metodunun kullanması gerektiğini savunur. Ayrıca deney metodunu da kullanmışlardır.
  • Wilhelm Wundt, kurduğu laboratuvar ile modern psikolojinin babası olarak kabul edilir.  Kontrollü laboratuvar koşullarında insan zihnini araştırmaya çalışmıştır. İlk çalışmalarında duyu algılamasıyla ilgili çalışmalar yapmıştır.
  • W. Wundt, duyumları incelerken bilinci araç olarak kullanmış ve psikoloji için “içebakış” yöntemini en uygun yöntem olarak görmüştür. İçebakış yöntemi, bireyin kendisine ne düşündüğünü ne hissettiğini soran, kısaca bireyden kendi subjektif hallerine dair bir açıklama yapmasını isteyen yöntemdir. Bu yöntem analitik bir yöntemdir. Çünkü bilinci en küçük parçalarına ayırıp bu parçaların nasıl organize olduğunu ve organizasyonu sağlayan kuralları belirlemek ister. Bu yüzden Wundt ve takipçilerine Yapısalcı ve yaklaşımlarına da Yapısalcılık denilmiştir. Yapısalcılık ise, bilinçli tecrübelerimizi oluşturan en temel unsurlardan olan duyum ve algıların incelenmesi şeklinde tanımlanabilir.
  • İçebakış yöntemi ilk defa W. Wundt ile ortaya çıkmamıştır. Bu yöntemin kullanımı Sokrates’e kadar uzanmaktadır. W. Wundt’un getirdiği asıl yenilik içebakış koşulları üzerinde deneysel kontrolü tam olarak sağlama uygulamalarıdır.

Psikolojide Yaklaşımlar Konu Testi için tıklayın!

2.İşlevselci Yaklaşım:

  • Temsilcileri W. James (1842-1910), John Dewey (1859-1952), J. R. Angel (1869-1949), R.S. Woodworth (1869-1962)
  • Zihnin, bilincin ve davranışların ne işe yaradığı, işlevlerinin ne olduğu üzerinde durmuşlardır.
  • İşlevselci yaklaşıma göre, zihnin işlevi “çevreye uyumu sağlama”dır. Bu bakımdan zihin öğelerinin (algı, düşünme, irade, bellek gibi) işlevlerini incelemişlerdir. Bu yaklaşıma göre psikolojinin amacı algı, düşünme, duygulanma gibi içsel eylemlerin, hayatta karşılaşılan problemlerin çözümlenmesine nasıl yardım ettiğini açıklamak olmalıdır.
  • Bu yaklaşımın benimsediği yöntem içebakış ve gözlemdir.

3.Davranışçı Yaklaşım:

  • Kurucusu John Watson (1878–1958), temsilcileri İvan Pavlov (1849–1936), Thorndike (1874–1949) ve Skinner (1904–1990).
  • Yapısalcılığa iki eleştiri:

1.Zihin metafizik bir kavramdır; bilimin konusu olamaz.

2.İç gözlem sübjektif bir yöntemdir, bir bilim olarak psikolojinin yöntemi iç gözlem olamaz.

  • Bu yaklaşım, insanın iç yaşantıları yani bilinç halleri ile ilgilenmezler. Bu yaklaşıma göre psikolojinin konusu; organizmanın gözlenebilen ve ölçülebilen davranışları olmalıdır. Bu nedenle içebakış metodunu reddederek, psikolojinin metodunun deney ve dış gözlem olması gerektiğini savunurlar.
  • Davranışların öğrenme yoluyla kazanıldığını savunurlar. Aynı zamanda insan davranışlarını daha iyi anlamak için, hayvan davranışlarının da incelenmesi gerektiğini savunmuşlardır.
  • Davranışçı psikologlar, uyarıcıların cinsi, şiddeti ve tekrarı ile davranışların türü ve kuvveti arasındaki ilişkiyi araştırmışlardır. Onlara göre, her davranış daima dışarıdan gelen bir etki sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, bu yaklaşım psikologlarına Uyarıcı-Tepki (U-T) psikologları da denmiştir. Bu yaklaşıma göre psikolojinin amacı, organizmanın nasıl davranacağını önceden tahmin etmek ve bu davranışları kontrol altına almak olmalıdır.

4.Psikodinamik Yaklaşım:

  • Kurucusu Sigmund Freud (1856–1939), temsilcileri Alfred Adler (1870–1937), C. Jung (1875–1961), K. Horney (1885–1952), E. Fromm (1900–1980), E. Erikson (1902–1994).
  • Davranışsal yaklaşıma karşıdır. Freud’a göre bugünkü davranışların nedenlerini anlayabilmek için, bireyin geçmiş yaşantılarını (özellikle çocukluk yaşantılarını) incelemek gerekir.
  • Freud’a göre insan doğuştan saldırganlık (ölüm) ve cinsiyet (cinsellik) diye iki temel güdüye sahiptir. Bu güdüler toplumca hoş karşılanmadığı için farkında olmadan bilinçaltına itilir. Özellikle çocukluk döneminde bilinçaltına bastırılan bu güdüler kişiliğin oluşmasında etkili olur.
  • Bu temel güdüler rüyada, hayallerde; rahatsızlık şeklinde kendini gösterir. Psikolojinin psikanaliz yöntemiyle (hipnoz, rüya analizi ve serbest çağrışım yollarıyla) bilinçaltına itilmiş bu şeyleri bilinç düzeyine çıkartılabileceğini savunur. Yöntem olarak vaka (örnek olay) incelemesini de kullanmıştır.
  • Freud, insan bilincini İd, ego ve süperego olmak üzere üçe ayırır. İd, kişiliğin çekirdeğini oluşturur. İlkel ihtiyaç, dürtü ve güdülerden oluşur ve haz prensibine dayanır. Kişiliğin biyolojik yanıdır. Süperego kişiliğin sosyal (ahlaki) yanıdır. İd’in sınır tanımaz isteklerini ahlaki yönden değerlendirir. Bu yüzden İd ile sürekli çatışır. Ego kişiliğin gerçekçi yönüdür. Ego, id ile süperego arasında denge kurmaya çalışan yönetici gibidir. Bütün gücünü id’den alır. Kişiliğin psikolojik yanını oluşturur. Kişilikte bu üç sistem sürekli etkileşim halindedir. Davranışlar bu etkileşimin ürünü olarak ortaya çıkar.

5.Gestaltçı Yaklaşım:

  • Kurucusu M. Wertheimer (1880–1943), temsilcileri K. Koffka (1886–1941), W. Köhler (1887–1967), K. Lewin (1890–1947).
  • Bu yaklaşım diğer yaklaşımları (özellikle yapısalcı yaklaşımı) “parçacı” olmaları nedeniyle eleştirir. Parçacı (öğeci) yaklaşımlar nesnelerin algılanmasını, bunların ayrı ayrı öğelerin algılanması olarak açıklar. Oysa herhangi bir durumun öğeleri birbiri ile ilgilidir ve bunların her biri ancak bütünlük içinde anlam kazanır. Bütün onu oluşturan parçaların toplamından farklıdır.
  • Davranışlarımız da basit öğelerin birleşiminden oluşur. Davranışlar bütün ve karmaşık olaylardır. Bu yaşantılar ve davranışlar fiziksel, ruhsal ve çevresel gibi birçok faktörün belli biçimlerde veya oranlarda örgütlenmesinden/birleşmesinden oluşan bütünlerdir.
  • Okuma-yazma öğrenirken harfleri değil de kelimeleri öğrenmesi, bu görüşün eğitime uygulanan örneğidir. Bu yaklaşım özellikle sezgi metodunu kullanır. Ayrıca içebakış, dış gözlem ve deneysel metotlardan da yararlanmaktadırlar.

Bütün, parçaların toplamından daha fazla bir şey midir ya da Gestaltçı Yaklaşım

6.Hümanist Yaklaşım:

  • Temsilcisi J.P. Sartre (1905–1980), Maslow (1908–1970), C. Rogers (1902–1987), C.Bühler (1893–1974) V. Frankl (1905–1997) ve L. Binswagner (1881–1966).
  • Gestaltçı ve Varoluşçu felsefe akımının görüşlerinden etkilenmişlerdir. Bu yaklaşım insanı ve insan özgürlüğünü merkeze almıştır. Davranışçı ve Psikodinamik yaklaşımlarına karşıdırlar. Çünkü bu yaklaşımlar insanı pasif olarak görürler ve yani insanın etkiye karşı sadece tepki gösteren bir varlık olduğunu, etkinin olmadığı zaman da tepki gösteremeyeceğini savunurlar.
  • Oysa Hümanist yaklaşım insanı aktif bir varlık olarak görür. İnsanı gelişme gücünü kendinden alan, kendi kendini var eden varlık olarak tanımlarlar. İnsan eylemlerinde bilinçli ve aktif bir varlıktır. İnsanlar her şeyi kendilerine göre algılarlar ve buna göre davranırlar. İnsanların bu algılamalarında; iç faktörleri, o andaki duyguları, ihtiyaçları, inançları ve geçmiş yaşantıları etkilidir. Bu nedenle davranışları incelemek için “Empati” metodu kullanmalıdır.
  • Psikolojinin amacı insanı anlamaktır. İnsanı anlamak için insanın iç yaşantılarını incelemek gerekir. Bunun için en etkili yöntem içebakış yöntemidir. Yani bu yaklaşım psikologları, davranışları incelemede içebakış ve empati metotlarını kullanırlar.

7.Bilişsel Yaklaşım:

  • Temsilcisi Jean Piaget (1896–1980) ve Jerome Bruner (1915).
  • Biliş insanın dünyayı tanıma, anlama ve öğrenmeye yönelik gösterdiği her türlü zihinsel etkinlikleridir. Bilişsel yaklaşıma göre insan, diğer canlılardan farklı olarak dikkat, algı, düşünme, bellek gibi zihinsel süreçlerle etkin bir canlı olarak çevresini anlar ve yorumlar. O halde davranışları biçimlendiren bilişsel süreçlerdir. Bu nedenle, insan davranışlarını anlayabilmek için, dikkat, düşünme, bellek, algı gibi bilincin hallerini incelemek gerekir.
  • Bilişsel süreçler insanın gelişim aşamalarına göre sırayla ortaya çıkar. Bu yüzden Piaget, belli kavramların özümlenebilmesi için zihinsel gelişmede belli aşamaların tamamlanmış olması gerektiğini savunmuştur. Piaget, zihinsel süreçleri incelerken deneysel metotlardan yararlanır.
  • Bu yaklaşım, insanı pasif bir varlık olarak değil, uyarıcıları algılayan, işleyen, anlamlandıran aktif bir varlık olarak görür. Bu yaklaşıma göre, insanı diğer canlılardan ayıran en belirgin özellik, onun dıştan gelen uyarıcıları işleyebilme ve anlamlandırabilme yeteneğidir. Bu nedenle psikoloji dışarıdan gözlenemeyen zihinsel süreçlerin türü ve yapısıyla, gözlenebilen davranışların türü ve özellikleri arasındaki ilişkiyi araştırmalıdır.

8.Biyolojik Yaklaşım:

  • Temsilcisi Amerikalı Adolf Meyer (1866–1950)
  • Bu yaklaşım sinir sistemi, iç salgı bezlerinin yapı ve işleyişleri, bireyin beslenme düzeni ve kanın kimyasal yapısının davranışlar üzerinde etkili olduğunu savunmuştur.
  • Temelde tüm psikolojik olayların beynin ve sinir sisteminin etkinliği sonucu ortaya çıktığını, bu nedenle beyin ve sinir sistemi ile davranışlar arasındaki bağları araştırarak davranışları incelememiz gerektiğiniz savunur. Ayrıca iklimle ilgili etkenlerin bedendeki nöro-kimyasal süreçleri etkileyerek davranışları da etkilediğini savunur.
  • Yapılan birçok deneyde davranışların biyolojik yapıdan bağımsız olmadığı ortaya koyulmuştur. Mesela; beynin bazı bölümlerine hafif elektrik uyarımları verildiğinde; öfke, zevk, acı gibi duyumların oluşmasına ve hatta geçmişte yaşanmış bazı anıların tekrar hatırlanmasına neden olmuştur.
  • Adolf Meyer’e göre insan davranışları üzerinde biyolojik yapı kadar psikolojik durumun ve çevrenin de etkisi vardır. Bu nedenle davranışların açıklanmasında; biyolojiden yararlandığı kadar psikoloji ve sosyoloji bilimlerinden de yararlanmıştır.

Psikolojide Araştırma Yöntem ve Teknikleri

Davranışları konu edinen, insanı anlamayı, insan davranışlarını, insanın neden ve nasıl davrandığını açıklamayı amaçlayan bir bilim olarak psikoloji, konusuna uygun araştırma yöntemleri geliştirmiştir ve kullanmaktadır. Psikoloji doğa bilimleri gibi öncelikle var olanı ortaya koymak, betimlemek amacıyla betimleyici yöntemler denilen gözlem gibi yöntemleri kullanır. Olabildiğince doğru sonuçlara ulaşmak için araştırmalarında niceliksel bilgilere ulaşmaya çalışır. Bu nedenle istatistiksel yöntemlere ve korelasyona baş vurur. Davranışlar arasındaki neden – sonuç ilişkilerini sınayabilmek için deney yöntemini kullanır. Somut ve fayda amaçlı bir bilim olarak insan davranışlarıyla ilgili sorunları teşhis ve tedavi edebilmek için ilaç kullanmaz, ancak konuşma ve görüşmeye dayalı klinik yöntemler kullanır. 

Psikolojide davranışları incelerken ulaşılmak istenen dört temel amaç şunlardır:

  1. Betimleme
  2. Açıklama
  3. Yordama
  4. Kontrol

Psikoloji biliminde doğrudan gözlenen davranışların ölçülmesinde uygun deney düzenekleri kullanılır. Dolaylı gözlenen davranışların (dikkat, bellek gibi zihinsel süreçler, zekâ gibi yetenekler, kişilik özellikleri) ölçülmesinde ise; test veya ölçek adı verilen ölçme araçları kullanılır.

  1. Betimleyici yöntemler
    1. Gözlem
    2. Tarama Yöntemleri
    3. Görüşme
    4. Vaka incelemesi
  2. Korelasyonel yöntemler
  3. Deneysel yöntemler

Betimsel Yöntemler

1. Gözlem

a) Doğal Gözlem:

Bir olay veya herhangi bir canlı doğal ortamlarında, doğal halleriyle araştırmacının herhangi bir müdahalesi olmaksızın izlenmesidir. Doğal gözlemde, nelerin gözleneceğine ilişkin bir seçim yapılmaz; her davranış gözlenir ve gözlemler ayrıntılı olarak kayıt altına alınır. Doğal gözlem katılımlı ve katılımsız olmak üzere iki türlü yapılır.

b) Sistematik Gözlem:

Doğal gözlemin aksine, araştırmacı, seçilen belirli bir davranış üzerinde sistematik olarak gözlem yapar. Bir plana göre yapılır, yer, zaman ve koşullar araştırmacı tarafından belirlenir. Genellikle bu gözlemler için laboratuar gibi özel alanlar oluşturulmuştur. Gözlenenler, gözlendiklerinin farkındadırlar.

c) İç Gözlem (İçebakış):

Kişinin kendi üzerinde gözlem yapmasıdır. Kişinin kendi duygu ve düşüncelerini anlatmasıdır.

2. Tarama Yöntemleri

a) Test:

İnsanların zekâlarını, ilgilerini, yeteneklerini, tutumlarını, kişiliğini v.b. bireysel ayrılıkları ölçmek amacıyla kullanılan ve standart sorular şeklinde uygulanan metottur.

b) Anket:

Anket yöntemi de bir çeşit sistematik gözlemdir. Anket, belirli bir konu hakkında çok sayıdaki bireyin duygu ve düşüncelerini ölçmek/saptamak amacıyla hazırlanmış soru listeleridir. Anket yönteminde sonuçların güvenilir olması için soru listelerinin amaca uygun hazırlanmış olması gerekir. Ayrıca örneklem grubunun da evreni iyi bir şekilde temsil etmesi gerekir.

3. Görüşme (Mülakat):

Yüz yüze ve sözel olarak yapılan bir bilgi toplamadır. Bu konuşma bir kişiyle olabileceği gibi bir grup insanla da olabilir.

4. Vaka (Örnek Olay) Çalışması:

Vaka çalışması yöntemi de sistematik gözlem çeşididir. Vaka çalışmasında incelenen konu, enine boyuna ve derinliğine bütün yön ve boyutlarıyla incelenir. Bu yöntem bireyin psikolojik durumu hakkında ayrıntılı bilgi etmek için kullanılır. Bilgiler yapılan görüşmelerden, klinik psikologların ve psikiyatrların yaptığı değerlendirmelerden, uygulanan psikolojik testlerin sonuçlarından, sosyal (aile, arkadaş, okul, iş çevresi), mesleki ve eğitim durumu hakkındaki bilgilerden oluşur.

Korelasyonel Yöntemler (İlişkisel Yöntem)

Korelâsyonel yöntem iki değişken arasındaki ilişkiyi belirleme ve sayısal olarak ifade etmeye dayalı bir yöntemdir. Bu ilişki +1 ile -1 arasındaki sayılarla ifade edilir. Korelasyonel yöntemde değişkenler arasındaki ilişkinin sayılarla ifade edilen tam bir betimi ortaya konulmaya çalışılır. Üç türlü korelasyon vardır.

1. Pozitif Korelasyon:

İki değişken arasında ilişki varsa ve biri artıp diğeri de buna bağlı olarak artıyorsa ya da biri azalırken diğeri de buna bağlı olarak azalıyorsa (doğru orantı varsa) pozitif korelasyon vardır demektir. 0 ile +1 değerleri arasındaki sayılarla ifade edilir.
Mesela; boy arttıkça kilonun da artması, zekâ bölümü yükseldikçe başarının artması gibi.

2. Negatif Korelasyon:

İki değişken arasında ilişki varsa ve biri artıp diğeri de buna bağlı olarak azalıyorsa ya da biri azalırken diğeri artıyorsa (ters orantı varsa) negatif korelasyon vardır demektir. 0 ile -1 değerleri arasındaki sayılarla ifade edilir.
Mesela; kendine güvensizlik artıkça başarının azalması, dikkat arttıkça hata oranının azalması gibi.

3. Nötr Korelasyon:

İki değişken arasında hiçbir ilişkinin olmamasıdır. 0 rakamıyla ifade edilir.
Mesela; patates yemekle daha iyi araba kullanma arasında hiçbir ilişki yoktur.

Deneysel Yöntemler

Deney, olayların yapay olarak, araştırmacının hazırladığı koşullarda oluşturulmasıdır. Deneysel yöntemin temel amacı, davranışları neden-sonuç ilişkisinde incelemektir. Bunun için araştırmacılar öncelikle bir hipotez (varsayım, denence) oluşturmak zorundadır. Hipotez, doğruluğu bir araştırma ya da deney ile test edilmeye çalışılan öngörülere denir.

Psikolojide deneysel araştırmalarda genellikle birbiriyle eşleştirilmiş iki grup ele alınır. Bunlar; deney ve kontrol grubudur.

Deney Grubu:

Koşulların değiştirildiği ve bağımsız değişkenin uygulandığı (deneyin yapıldığı) gruptur.

Kontrol Grubu:

Koşullarına müdahale edilmeyen ve deney grubuyla karşılaştırma yapmak amacıyla kullanılan gruptur. Bu grupta doğal gözlem yapılır. Deney grubundan tek farkı bağımsız değişkenin olmamasıdır. Diğer şartlar bakımından deney grubuyla birebir aynıdır.

Deneyde iki türlü değişken vardır. Bunlar bağımsız ve bağımlı değişkendir.

Bağımsız Değişken:

Araştırmada etkisi incelenen değişkendir. Olayın nedenidir

Bağımlı Değişken:

Bağımsız değişkene bağlı olarak ortaya çıkan sonuçtur. Yani bağımsız değişkenden etkilenen faktördür.

Örnek; “Düzenli yapılan tekrar öğrenmeyi arttırır” öngörüsünü deney hipotezi olarak ele alırız.
Her bakımdan denk iki grup ele alırız. Birinci gruba müdahale ederek tekrar yapmalarını sağlarız. İkinci gruba ise hiç bir müdahale etmeyerek doğal gözlem yapılır. 1 aylık süre sonucunda iki gruba aynı soruların olduğu bir sınav yapılır. Sınav sonucunda birinci grubun daha başarılı olduğu gözlemlenir.

Deneyde müdahale edilen ve tekrarın yapıldığı (bağımsız değişkenin uygulandığı) grup olan birinci grup deney grubu, diğer grup ise kontrol grubudur. Deneyde etkisi incelenen ve sonucu etkileyen değişken tekrardır; bu nedenle bağımsız değişken tekrardır. Deneyde bağımsız değişkene yani tekrara bağlı olarak ortaya çıkan sonuç ise öğrenmenin daha iyi olmasıdır; bu nedenle bağımlı değişken de öğrenmenin daha iyi olmasıdır yani başarıdır.

Psikolojinin Alt Dalları ve Uzmanlık Alanları

A. Temel Bilim Olarak Alt Dalları

1. Deneysel Psikoloji:

Deney metodunu kullanarak davranışın temel ilkelerini araştırır. Denekler üzerinde deney ve gözlem yaparlar. Olayları ve olguları neden-sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirir. Araştırma konularının başında bilişsel süreçler yer alır. Uyarıcıların nasıl duyumsandığını, algılandığını, öğrenilip hatırlandığını, bellek gibi bilişsel süreçleri inceleyerek açıklamaya çalışır. Ayrıca hayvan davranışları da deney metoduyla incelenmektedir.

2. Bilişsel Psikoloji:

Bellek, algılama, öğrenme, unutma v.b. bilişsel süreçleri inceleyen alt daldır. Bilişsel süreçlerle ilgili deneysel araştırmalar yapar.

 

3. Gelişim Psikolojisi:

İnsanın doğum öncesinden başlayarak ölümüne kadar yaşa bağlı davranış değişikliklerini inceleyen daldır. İnsan hayatını çeşitli dönemlere (doğum öncesi, bebeklik, çocukluk, ergenlik, orta yaş ve yaşlılık) ayırarak her dönemin kendine özgü fiziki ve psikolojik özelliklerini ortaya koymaya çalışır.

4. Sosyal Psikoloji:

Bireyin toplum içindeki davranışlarını inceler. Bireyin topluma, toplumun bireye olan etkilerini araştırır. Sosyal etki altında bireyin davranışlarındaki şekillenmeyi inceler. Tutumlar, önyargılar, itaat etme, sosyal normlar, kamuoyu, propaganda, liderlik, moda ve reklâm gibi bireyler ve gruplar arasındaki etkileşim konularıyla ilgilenir.

5. Kişilik Psikolojisi:

İnsan kişiliğini araştıran alt daldır. Kişiliğin ne olduğunu, nasıl ortaya çıktığını ve gelişimini inceler. Kişilik yapısını etkileyen/belirleyen faktörlerin de neler olduğunu saptamaya çalışır. Kişilik özelliklerini ölçmek için çeşitli testler ve ölçekler uygular.

6. Psikometrik Psikolojisi:

Psikolojide kullanılan ölçme ve değerlendirme araçların, yöntem ve tekniklerin geliştirilmesiyle ilgilenen daldır. Psikometrik psikologlar, psikolojide yeni testleri bulma ve geliştirmeyle ilgili çalışmalar yapar. Ayrıca bu testlerin kullanışlılığını ve güvenirliliğini de değerlendirirler.

B. Uygulamalı Bilim Olarak Alt Dalları

1. Klinik Psikolojisi:

Psikolojinin, en geniş uzmanlık alanıdır. Davranış bozukluklarının teşhisi ve tedavisiyle uğraşır. Amacı, insanın her türlü ruhsal sorunlarının çözümüne yardımcı olmak ve bireyin çevresiyle uyum içinde yaşamasını sağlamaktır. İlgilendiği ana konular gelişimsel sorunlar, fobi, şiddetli kaygı, depresyon, şizofreni, paranoya gibi sorunlardır. Bazı durumlarda (tıbbi tedaviye veya ilaç tedavisine gerek duyulan) hastaları psikiyatriye sevk eder. Psikiyatrist, tıp doktorudur, hastalara ilaç yazabilir ve tıbbi tedavi uygulayabilir.

2. Endüstri Psikolojisi (Örgütsel Psikoloji):

İş ve çalışma hayatına psikoloji biliminin uygulandığı alt daldır. İş yerinde kişiler arası ilişkileri (işçi-işveren, işçi-işçi ilişkileri), personel seçimi, personel eğitimi, iş analizi, işveren değerlendirmesi, iş doyumu, işçi morali ve iş verimini artırma gibi konularla ilgilenir.

3. Eğitim ve Okul Psikolojisi:

Psikolojide elde edilen bulguların eğitim-öğretim hayatında uygulanmasını konu edinen alt daldır. Amacı öğretim tekniklerini geliştirmek ve bireylerin daha etkili bir biçimde öğrenmesini sağlamaktır. Bunun için bireylerin nasıl öğrendiğini ve etkili öğrenmenin nasıl gerçekleştirileceği üzerinde durur. Eğitim için gerekli araç, gereç ve yöntemleri geliştirir, becerileri değerlendirir, eğitim programlarının düzenlenmesine ve okulun fiziksel koşullarının düzenlenmesine yardımcı olur ve böylece daha uygun ortamlarda eğitim-öğretim faaliyetlerinin yapılmasını sağlar.

4. Rehberlik (Danışmanlık) Psikolojisi:

Çeşitli test ve görüşme teknikleriyle bireyin kendisini tanımasına yardımcı olma, hafif ve basit düzeydeki kişisel sorunlarını çözmesinde bireye yol gösterme ve bireyin kendi kararlarını kendisinin almasına yardımcı olma gibi konularla ilgilenen alt daldır. Ayrıca bireyi çeşitli test ve tekniklerle tanımaya çalışarak ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bireye yol göstermeye de çalışır.

5. Adli Psikoloji:

Psikolojik bilgi ve tekniklerin yasal alanda uygulanmasıyla oluşan psikolojinin alt dalıdır. Sorgulama yöntemleri, suç tespiti, suç ve suçlu psikolojisi, tanıklığın değerlendirilmesi, ıslah merkezlerinde tedavi, evlatlık edinme, çocuk suçlular, uyuşturucu kullanımı, gruplar arası çatışma gibi konularla ilgilenir.

6. Çevresel Psikoloji:

Fiziksel çevrenin insan davranışı üzerindeki etkisini inceler. Araştırma konularının başında stres yaratıcı öğelerin (gürültü, hava kirliliği, kalabalık, sıcak ve soğuk) ve çevre özelliklerinin (kat düzenleri, binaların büyüklüğü ve yerleşimi, doğaya yakınlık) etkileri gelir.

7. Din Psikolojisi:

Dinsel yaşantı ve örgütlü dinsel davranışları bilimsel olarak inceler. Dini inancın insanların bilişsel süreçleri ve davranışlarıyla ilişkileri bilimsel olarak araştırılır.

8. Sağlık Psikolojisi:

Hastalıkları önleme, sağlığı koruma, tedavi öncesi ve sonrası psikolojik durum gibi konuları inceler.

9. Spor Psikolojisi:

Spor ortamlarındaki davranışlarla ilgilenir. Sporcuların bilişsel özelliklerinin, yaptıkları spor dalına uygun olarak geliştirilmesi yer alır. Ayrıca sporun topluma etkisi, kültür ve sporun birbirine etkisi de diğer ilgilendiği konulardır.

Psikoloji ve Diğer Bilimler

A. Psikolojinin Doğa (Fen) Bilimleriyle İlişkisi

1. Fizyoloji:

Fizyoloji, organizmanın, iç organların ve iç salgı bezlerinin işleyişini inceleyen bir bilimdir. Psikolojide davranışlar bazı durumlarda iç salgı bezleri ile açıklanır. Bu anlamda psikoloji fizyoloji biliminden yararlanır.

2. Biyoloji:

İnsan bedeniyle biyolojinin, davranışlarıyla psikolojinin konusudur. Beden ve ruh sağlığı adeta bir bütündür ve bu konuda biyoloji ve psikoloji yardımlaşır.

3. Genetik:

Kalıtımın temelinde yatan yapıları, fiziksel ve biyokimyasal süreçleri inceler. Özellikle kişilik, zekâ, yetenek konularında ve bazı psikolojik rahatsızlıklarda (şizofreni) kalıtımın etkisi bilinmekte ve bu konuda genetik biliminden yararlanmaktadır.

4. Zooloji:

Biyolojinin hayvanları çeşitli açılardan inceleyen dalıdır. İnsan davranışlarını açıklamak için psikoloji hayvan davranışlarına da başvurur ve bu konuda zoolojiden de yararlanır.

B. Psikolojinin Sosyal (Toplumsal) Bilimleriyle İlişkisi

1. Sosyoloji:

Sosyoloji toplumu inceler. Toplum, insanların bir arada yaşamasından doğar. Psikoloji, birey olarak insanı incelerken, onun etkilendiği çevreyi, kültürü, gelenek ve görenekleri, toplumsal ve ekonomik olayları göz ardı edemez. İnsanı, bir toplumsal gerçeklik içinde ele alır. Böylece sosyoloji ile ortak bir alana ve yöne sahip olur.

2. Antropoloji:

Antropoloji, insanın kökenini, biyolojik yapısını, fiziksel özelliklerini, toplumların kültürel ve toplumsal yapılarını inceleyen bilim dalıdır. Elde ettiği sonuçlar ile günümüz psikolojisine ışık tutar. Ayrıca psikoloji günümüzde yaşayan insan davranışlarını geçmişte yaşamış insan davranışlarıyla karşılaştırırken antropolojiden yararlanır.

3. Ekonomi:

Ekonomi, insanların üretim, tüketim, bölüşüm, dağıtım etkinlerini ve bu etkinliklerden doğan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır. Bu etkinliklerin her biri, insan davranışları açısından psikolojinin ilgi alanına girmektedir. Mesela; toplumlarda meydana gelen büyük ekonomik krizlerin insan davranışları üzerindeki etkileri büyüktür. 2011 yılında Yunanistan’da meydana gelen ekonomik kriz buna örnektir.

4. Tarih:

Geçmişteki insan topluluklarını, olayları, siyasi yapıları ve etkinlikleri, kültür ve medeniyet açısından inceler. Tarihte meydana gelmiş bazı olayların insan davranışları üzerinde ciddi etkileri olmuştur. Mesela; Fransız ihtilali buna bir örnektir. Bu bağlamda psikoloji tarih biliminden yararlanır.

Psikoloji biyokimya, biyofizik, psikiyatri, istatistik, matematik, tıp alanlarıyla da yakın ilişki içindedir.