Her koyun kendi bacağından asılır, öyle mi?

/ 19 Nisan 2019 / / yorumsuz

Her koyun kendi bacağından asılır, öyle mi? İki farklı versiyonu ile “her koyun kendi bacağından asılır” sözünün anlamı, eleştirisi:…



Osmanlı zamanında bir beldede bir Allah dostu yaşarmış.

Bu zati herkes çok sever ve sayarmış.

Yaşı da oldukça fazla olan bu zat Cami’den eve evden Cami’ye öyle bir yasam sürermiş.

Bir de beslediği ve çok sevdiği 3 tane koyunu varmış.

Mahallede yasayan birde ayyaş bir zat varmış.

Bu zat içki içermiş, kimsede buna korkusundan bir şey diyemezmiş.

Ancak haram konusunda hassas olan bu yaşlı amca nerede görse tatlı dille ikaz eder ve vazgeçmesini istermiş…

Gel zaman git zaman bu adam artık yaşlı amcanın sözlerinden usanmış ve onu kadıya şikayet etmiş.

Ayyaş: bu yaşlı adam beni sürekli ihtar ediyor artık canım sıkılmaya başladı demiş.

Bunun üzerine Kadı Efendi Yaşlı Zatı çağırarak: “Bak bey amca adama karışamazsın istediğini yapar” demiş.

Yaşlı amca da kötü bir niyetinin olmadığını sadece bu haramdan vazgeçmesini istediğini söylemiş.

Kadı efendi bu söz üzerine: “Sana ne bey amca, her koyun kendi bacağından asılır, ne hali varsa görsün” demiş.

Bunun üzerine oldukça üzülen yasli amca evine dönmüs.

Ertesi sabah mahalleli uyandığında çok kötü bir kokunun mahalleyi sarmış durumda olduğunu görmüşler.

Bir de ne görsünler yaşlı amca 3 koyunu bacaklarından asmış.

Kokan koyunlarda bütün mahalleyi berbat bir duruma getirmiş.

Bunu duyan Kadı efendi hemen amcayı çağırmış ve neden böyle yaptığını sormuş.

Yaşlı adam su cevabi vermis: “Bakin, her koyunu kendi bacağından astım ama bütün mahalle pisliğini çekiyor…

Her koyun kendi bacağından asılır!

Halife Harun Reşid “rahmetullahi aleyh”, kendisini sık sık ikaz eden Behlül Dânâ “rahmetullahi aleyh” Hazretlerine birgün:

“Sen kendi işine bak. Her koyun kendi bacağından asılır. Bir daha benim işime karışma” dedi.

Birkaç gün geçti, sarayı pis bir koku kapladı. Sebebini araştırdıklarında, sarayın bahçesinde bacağından asılı bir koyun buldular.

Bu işi yapanı da buldular, tabi ki: Behlül.

Halife, kendisini sıkıştırdığında:

“Gördüğünüz gibi, her koyun kendi bacağından asılır efendim. Fakat etrafı kokuttuğu için, herkesi rahatsız eder. Dinimizde emr-i maruf herkese farzdır. Eğer bu terk edilirse, insanlar öyle bozulur ki, salih kişiler de onların kötülüğünden rahatsız olurlar”



Her koyun kendi bacağından asılır atasözünün anlamı 

Bazı suçlar sadece kişiyi ilgilendirir. Bunun bedelinide yapan öder. Kimi suçlarda kişinin kendisini aşar, çevresini ve toplumunu ilgilendirir. Bu tür suçların bedelini yapan değil, koskoca bir toplum öder. Bir koyun asıldığı yerden henüz kokmadan kaldırılırsa, ne ala; yoksa orada kokmaya başlarsa, bu koku herkesi rahatsız eder.

Kişiler yaptıklarından sorumludur. Bir kişinin suçu başkasına yüklenemez. Ancak toplumu ilgilendiren hususlarda kişilerin uygunsuz hareketleri çevrelerine de zararlı olur. Evet, koyun kendi bacağından asılır; ama kokusu herkesi rahatsız eder. Özel hususlarda kişilerin özgürlükleri, istekleri ölçüsünde artarsa da başkalarını ilgilendiren hususlarda özgürlükler sınırlıdır. Bu bakımdan atasözünün serbestlik getiren yorumu yanlıştır.

Başkalarının hareketlerine fazla karışmamak gerektiğini öğütlemek için kullanılır.

Her koyun kendi bacağından asılır hikayesi

Vaktiyle bir memlekette bir Allah dostu yaşarmış. Bu adamın tek gayesi Allah’ın rıza­sını kazanmakmış. Günlük rızkını kazanır, kalan vaktini de iba­detle, insanlara iyilikle, nasihatle geçirirmiş. Çarşıda, pazarda, halk içinde dolaşırken hatasını gördüğü insanları yine Allah rızası için uyarırmış. Uyarırmış uyarmasına ama ikazları insanla­rın işine gelmediği için bir kulaklarından girer, öteki kulaklarından çıkarmış. Üstüne üstlük işittikleri nefislerine de ağır geldiği için pek karşılaşmak istemezlermiş bu Allah dostuyla. Yine bir gün terazide haksızlık yaptıkları için pazarcıları uyarmış bu adamcağız.

Pazarcılar da altta kalmamışlar, “Vay efen­dim, sen bize nasıl iftira ediyorsun, hiç mi Allah’tan korkmuyorsun’’ diyerek velveleye vermişler ortalığı. Affatta hırslarını alamayıp bizzat kadıya çıka­rak şikâyet etmişler adamcağızı. Kadı, yaşlı adamı huzuruna çağırmış. Bir de ondan dinlemiş hikâyeyi.

“Hile yapıp günaha girmesinler diye uyardım ben onları” diye sözlerini bitirmiş yaşlı adam. “Zabitler tezgâhları denetliyor. Sen hiç kafa­na takma. Ne yapacaksın sen milletin ne yaptı­ğını, ne ettiğini? Her koyun kendi bacağmdan asılır. Kendi ibadetini yap, başkasına karışma” demiş kadı. Yaşlı adam hiç sesini çıkarmadan kadının huzurundan çıkmış. Gidip bir koyun almış. Koyunu kesip butları­nı mahallenin ortasındaki evinin cumbasmdan sallandırmış.

Onu görenler “İyice delirdi bu adam” deyip gülerek uzaklaşmışlar. Aradan birkaç gün geçmiş, asılan etler kokmaya başlamış. Etrafı kesif bir koku sarmış. İnsanlar mahallenin ortasından geçemez olmuşlar. Mahalleli “Deli misin be adam, kaldır at şu etleri, kurt düşecek yakında” diye ısrar etse de ihtiyar adam kaldırmamış. Mahalleli de soluğu yine kadının huzurunda almış. “Aman efendim, gözünüzü sevelim, koku­dan mahalleye girilmez oldu. Etraf sinekten böcekten geçilmiyor. Bu adam iyice bunadı mı ne yaptı? Yalvarırız bir konuşun da indirsin şu leşleri” demişler kadıya hep bir ağızdan.

Kadı yine ihtiyarı huzuruna çağırmış. Bu sefer mahalleli de yanındaymış. “Ey adam, derdin ne de bütün mahalleyi kokuya verdin? Bak mahallelinin hepsi senden şikâyetçi. Bu kaçını vukuatın?” demiş. İhtiyar adam gülümsemiş. “Kadı efen­di,” demiş, “ben ne yapmışım ki? Eler koyun kendi bacağından asılır, kimseye karışma diye buyuran sizsiniz. Ben de aynen öyle yaptım. Koyunları bacaklarından astım. Madem kim­seye karışılmayacaksa herkes bana niye karı­şıyor?” “İyi de” demiş kadı, “Senin yaptığının her­kese zararı var.”

“İşteee” demiş ihtiyar, “her koyun kendi bacağından asılsa da bütün çevreyi rahatsız ediyor. Bir kötülüğün sadece yapana değil, her­kese zararı var.”
Kadı ile etrafındakiler hatalarını anlamışlar. İhtiyardan özür dileyip, bir daha nasihatlerini kulak ardı etmemişler.

İşte böyle, insanlar kendi yaptıklarından sorumludur. Herkesin günahı kendi boynuna- dır ancak başkalarmı da ilgilendiren konularda insan kafasma göre davranamaz, dilediği gibi keyif çatamaz.

Kaynak: egitimsistem

Yorum yaz

Kategoriler
E-Mail Aboneliği

E-Posta adresinizi aşağıdaki bölümden bültenimize ekleyerek yeni yazılarımızdan haberdar olabilirsiniz.