2007 Anayasa değişikliği dikkate alındığında Türkiye’deki siyasal sistem işleyiş olarak hangi sisteme daha yakındır?

/ 19 Ocak 2017 / / yorumsuz

2007 Anayasa değişikliği dikkate alındığında Türkiye’deki siyasal sistem işleyiş olarak hangi sisteme daha yakındır?

1982 Anayasasının cumhurbaşkanına tanıdığı geniş yetkilerden sonra, 2007 Anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanının halk oyu (seçim) ile seçilmeye başlaması ülkemizdeki sistemi, yarı-başkanlığa yaklaştırmıştır.

Parlamenter sistemler cumhurbaşkanlığı ve hükümet olmak üzere iki başlı bir yürütme organı getirir. Bu iki başlılığın sorun olmaması için genellikle cumhurbaşkanına sembolik yetkiler verilir. Ancak ülkemizde 1980 öncesi olaylardan dolayı 1982 Anayasası ile cumhurbaşkanının yetkileri genişletilmiştir. Bu geniş yetkilerle yürütmede çatışmayı önlemek ve istikrarı sağlamak hedeflenmiştir. Ancak 2007’ye gelindiğinde rejim tartışmaları ile karşılaşılmış ve sonuçta cumhurbaşkanının halk oyu ile seçilmesi bir çözüm olarak önerilmiştir. Bu durumda, zaten 82 Anayasası ile güçlendirilmiş olan cumhurbaşkanının fiilen yarı-başkan olarak davranmasına imkan sağlamıştır. Nitekim, daha önceleri (örneğin Demirel’in cumhurbaşkanlığı döneminde) zaman zaman bakanlar kuruluna cumhurbaşkanının başkanlık etmesi söz konusu olmuşken, halk oyuna (meclisteki birinci partiden de daha yüksek oranda oya) dayanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlar kuruluna başkanlık etmeyi mutat hale getirmiştir. Yine yüksek mahkeme ve YÖK üyeleri, üniversite rektörlerinin atanması gibi geniş atama yetkileri; yasama faaliyeti üzerindeki (hem meclis çoğunluğunun eski partisinden olması nedeni, hem de sistemin tanıdığı veto ve geri çevirme hakları nedeniyle) geniş yetkilerle ile donatılmış olan cumhurbaşkanlığı, şu anki sistem tartışmalarının ötesinde fiili bir yarı-başkanlık durumudur.

Yorum yaz