Adorno’da otoriter kişilik özellikleri: kişiselleştirme ve klişeleştirme ile gasp etme kompleksi

/ 1 Temmuz 2016 / / yorumsuz

Adorno’da otoriter kişilik özellikleri: kişiselleştirme ve klişeleştirme ile gasp etme kompleksi

Adorno otoriteryen kişiliğin kökeninin acımasız çocukluk deneyimlerinde yattığını ileri sürmüşlerdir. Bu kişiler, çocukluklarında, bir tarafta aşırı idealleştirilmiş ve diğer tarafta aşırı olumsuzlukla dolu olan ikili bir dünya deneyimlemişlerdir. Bu yaklaşıma göre, katı ve fakat tutarsız aile disiplini, otoriteye kolayca boyun eğmeyi öğrenen, fakat aynı zamanda kendi ihtiyaçlarını ve duygularını ifade etmeye korkan çocuklar üretir. Bu tür ebeveyn-çocuk etkileşimleri sonucu, çocukların bazıları kendilerinin kötü olduğuna inanarak ve babalarının koyduğu standart ve beklentilere ulaşmak için çabalayarak mazoşist hale gelebilirler. Aynı zamanda da itaat etmenin önemini öğrenirler.

Otoriter kimseler kendi eksikliklerinin nedenini kendi dışında aramakta ve ötekinde görmektedir. Bundan dolayı da yönetme yeteneğini kaybetmektedir.

                Otoriter Kişilik özellikleri:

1- Gelenekçilik (konvansiyonalizm): Geleneksel, orta sınıf değerlerine katı bağlılık.

2- Otoriteryen boyun eğme: Ait olunan grubun idealize edilmiş ahlaki otoritelerine yönelik, sorgulayıcı, boyun eğici tutum.

3- Otoriteryen saldırganlık: Geleneksel değerleri çiğneyenleri ya da çiğnemek isteyenleri yakalamak için tetikte olma, onları kınama, reddetme ve cezalandırma eğilimi.

4- Öznelci bakış karşıtlığı (Anti-intraception): Öznel, yaratıcı, esnek düşünmeye karşı olma.

5- Boş inançlı ve kalıpyargılı olma: Bireyin, kaderinin mistik olarak belirlendiğine dair inançlara sahip ve katı kategorilerle düşünme eğiliminde olması.

6- Güç ve “sertlik”: Sürekli baskı-boyun eğme, güçlü-zayıf, lider-takipçi boyutlarıyla düşünmek ve kaygı duymak, güçlü kişilerle özdeşleşme, dayanıklılık ve sertlik konusunda abartılı bir iddia sahibi olma.

7- Yıkıcılık ve sinisizm (olumsuzculuk): Genelleşmiş bir düşmanlık, insanları yerme ya da onlara iftira atma.

8- Yansıtma eğilimi: Dünyada olan bitenin vahşi ve tehlikeli olduğuna inanmaya yatkınlık; bilinçdışı çatışmaları dışarı yansıtma.

9- Cinsellik: Cinsellikle ilgili faaliyetlere yönelik abartılı ilgi.

Tüm bu boyutlar içinde, otoriteryen kişiliğin saptanmasında özellikle ilk üç boyutun (gelenekçilik, otoriteryen boyun eğme ve otoriteryen saldırganlık) önemli olduğu belirtilmektedir.

Klişeleştirme ve Kişiselleştirme:

Bilgisizlik ve kafa karışıklığına bireylerin birde siyasal alandaki deneyimsizlikleri eklendiğinde karmaşık ve böylece anlaşılmaz olanı anlama çabası bireyleri birbiriyle zıt iki hileye başvurmaya itmektedir. Bunlar klişeleştirme ve Kişiselleştirme eğilimleridir.

Böylece nesnel siyasal ekonomik ve sosyal süreçler bir yandan basitleştirilip genelleştirilir, bir yandan da konu ile özdeşleşmiş kişiler ile ilişkilendirilerek onun çerçevesinden tanımlanır. Otoriter kişiler çok belirgin bir biz-öteki grup algısına sahiptir. İster millet ister etnisite din cinsiyet bölgesel grup olsun her topluluğun içindeki farklılıklar göz ardı edilerek toptancı bir biçimde bir grubun üyelerine genelleştirici ortak özellikler yakıştırılır. Yahudiler zengindir, köylüler aptaldır, batılılar çıkarcıdır gibi, dolayısı ile otoriter kişilerin kafalarında kalıp yargılar vardır.

Gasp etme kompleksi:

Bu kompleks ekonomik bakımdan en güçlü grubun kendi diktatörlüğünü kurma gizli amacını ifade etmektedir. Böylece bir diktatörlük hayali kuranlar sahte tutucu ideolojide temsili hükümet demokrasiyi saptırmakla iktidarı gasp etmekle demokrasiyi kötüye kullanmakla suçlanır. Kısaca sahte tutucular ilericileri tamda kendi yapmak istedikleri ile suçlarlar eleştirilerini kendince sahtekârları uzaklaştırmak için bahane olarak kullanırlar. Yani otoriter kişiler kendi immoral eğilimlerini önemsiz kılmak için başkalarının özelliklede öteki olarak görülenlerin ahlaksızlıklarını abartırlar, ötekilerinin değerlerini sürekli eleştirmeye ve yanlışlarını göstermeye odaklıdırlar.

Yorum yaz