E-Devlet uygulamasının geçiş sürecinde uluslar arası kurumlar ve çevrenin ve Avrupa Birliğinin etkisi

/ 1 Temmuz 2016 / / yorumsuz

Avrupa Yönetsel Alanı bağlamında yönetişim eksenli kamu yönetimi ve bunun uzantısı olan e-devlet uygulamasının geçiş sürecinde uluslar arası kurumlar ve çevrenin ve Avrupa Birliğinin etkisi nedir?

İçinde yaşadığımız yüzyılda, bilgi ve iletişim teknolojileri küreselleşme süreci ile birlikte insanları, toplumları ve kültürleri birbirine yakınlaştırmakta dünyadaki tüm ekonomik, sosyal ve siyasal birimleri aynı ağ yapısı içinde buluşturmakta ve teknolojinin yönlendirdiği yeniden yapılanma süreci, günlük hayattan toplumsal yapıya kadar her noktada kendisini hissettirmektedir. Günümüzün entegre dünyasında, bireyler ve örgütler kadar, kamu kurumları da bilgi çağına uyum sağlamak için değişim geçirmekte, kamu yönetimi teorisinde reform tartışmaları yaşanan teknolojik gelişmelerden beslenmektedir. Bu çalışmanın konusu olan edevlet, bilgi toplumuna giden yolda elektronik iletişim sistemlerinin kamu hizmetlerinin sunumunda kullanılması demek olup kamu yönetiminde reform tartışmalarının önemli bir ürünüdür. e-Devlet modelindeki uygulamalar kamu hizmetlerinin sunumunda; verimliliği, etkinliği, yönetişimi, hesap verebilirliği, vatandaş-devlet yakınlaşmasını,  açık ve saydam toplum anlayışını esas alan bir yapılanmayı öne çıkartmaktadır.

Bütün dünyada tartışılan yeni yönetim anlayışı ve küreselleşme-yerelleşme dinamiklerinin, Türkiye’nin toplumsal, kültürel, siyasal ve yönetimsel iç dinamikleriyle eş zamanlı etkileşiminin yansıdığı temel alanlardan birisi de kamu yönetimidir.

Türkiye’de yönetimde yeniden yapılanmayı gerektiren nedenler ve bu bağlamda yapılan çalışmaları Tanzimat’a kadar götürebiliriz. Türk yönetim tarihi içerisinde ilk batılı yönetim kurumları Tanzimat’la birlikte görülmüştür. Ancak, Cumhuriyetle birlikte anayasal ve yasal temelleri olan bürokratik örgüt yapıları oluşturulmaya başlanmış, 1950’lerle birlikte bugün de yoğun olarak devam eden yeniden yapılanma çalışmalarına ağırlık verilmiştir. Bu yeniden yapılanma çalışmaları bir yandan toplumsal, ekonomik ve politik yapımızda ortaya çıkan değişmeler ve iç dinamiklerin sonucu iken diğer yandan da küresel ölçekli gelişmelerin gerektirdiği bir zorunluluk olmuştur.

Geleneksel kamu yönetimi anlayışının yerini alan yeni kamu yönetimi anlayışı, küreselleşme, bölgeselleşme ve yerelleşme dinamikleriyle realize olunca, Avrupa Birliği açısından somut bazı durumların ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştur.

Özellikle Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerde gelinen aşama açısından bakıldığında, küresel, bölgesel dinamiklerin kamu yönetimine etkileri ve bu bağlamda ortaya çıkan yaklaşım ve yapılanmalar, Türkiye özelinde kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması da içinde olmak üzere pek çok konuda önemli adımların atılmasını gerekli kılmaktadır. Kamu yönetiminin işleyişini sürdürülemez hale getiren sorunlar anlamında iç faktörler, sözü edilen dış faktörlerle çakışınca bu yönde adımlar ve iyileştirilmelerin yapılması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu çerçevede AB’ne üyelik süreci içerisinde ele alınan konulardan birisi de Türkiye’de kamu yönetiminin daha etkin, verimli hale getirilmesi ve de demokratik niteliğinin artırılmasıdır. AB normlarına uyumun bir gereği olarak bu çabaların “yönetim reformları yapma” biçiminde ortaya çıkışına tanık olmaktayız. Aslında reformlar sadece AB’ye uyum çerçevesinde değil, AB’nin de etkisinde kaldığı küreselleşmeye bir cevap verme ya da küreselleşme karşısında edilgen duruma düşmemenin de bir arayışı olarak okunabilir.

Yorum yaz