Liberalizm ve Muhafazakarlık

Liberalizm ve Muhafazakarlık

Liberalizm ve Muhafazakarlık

Freedman, Liberalizmi 18 ve 19 yy toplumda özgürlüğün asıl amaç ve bireyin asıl varlık olduğu, devletin ekonomik rolünü azaltıcı, siyasal konularda temsili hükümetin ve kurumların gelişiminden yana bir akım olarak tanımlar. Değerler karşısında tarafsız devlet anlayışı özellikle 20 yy değişen koşullarında liberalizm sorgulanmasına neden olmuştur. 1929 ekonomik bunalımı, savaş vb olaylar yeni liberallerin devlete bazı roller vermesine neden olmuştur.

Liberallerden faklı olarak muhafazakârlar en önemli faktörün ekonomik kökenli olmadığı, bireylerin değer ve inançları ile sosyal yapıdan kaynaklandığını ve devletin bu değerler adına müdahalesine imkân tanımaktan yanadırlar.
Günümüzde batı da yeni sağ diye adlandırılan ve günün ihtiyaçlarına cevap olarak ortaya çıkan iki akım bulunmaktadır. Yeni sağ ve yeni muhafazakârlık; her iki akım farklı özelliklere vurgu yaparken ortak paydaları devletin küçültülmesidir. Besley, yeni liberaller ve yeni muhafazakârlar açısından yeni sağın otorite ve disiplin gibi muhafazakar söylem kullanma yanında özgürlük ve adalet gibi liberal söylemlere de yer verdiğini ortaya koymuştur.

Yeni Liberalizm Yeni Muhafazakarlık
Birey Güçlü hükümet
Seçme Özgürlüğü Toplumsal otorite
Serbest piyasa toplumu Disiplinli toplum
En az hükmeden hükümet Hiyerarşi ve itaat

 

Muhafazakârlık, liberal doktrin ile bazı benzerlikler göstermesine rağmen ondan pek çok konuda ayrılır. Muhafazakâr düşünce ile liberal düşünce arasındaki farklılıkları şu şekilde özetleyebiliriz:

– Muhafazakârlık, en başta mevcut hukuki durumun değişmesine şüphe ile bakmaktadır. Bu açıdan Muhafazakârlık şüpheci bir doktrindir. Bir diğer ifadeyle, toplumda radikal reformlar yapılarak mevcut geleneklerin, kural ve kurumların değiştirilmesi konusunda şüphecidir. Liberalizm bu açıdan Muhafazakârlıktan ayrılır. Liberal düşünürlerin birçoğu iyi bir toplumsal düzen oluşturmak için kural ve kurumların değiştirilmesini savunurlar.

– Muhafazakârlık, anti-rasyonalist bir düşünceyi savunur.

– Muhafazakârlık, merkezi bir güç ve otorite sistemi bulunmadan istikrarlı bir toplumun olamayacağı düşüncesini savunur. Devlete itaat ve kanunlara riayet Muhafazakâr düşüncenin belirgin bir özelliğidir. Bu açıdan Muhafazakâr düşünce, “devlete itaat ve kanunlara riayet mistisizmi” olarak adlandırılmaktadır. Liberalizm, bu açıdan Muhafazakârlıktan ayrılır. Liberalizm, güçlü bir devletin özgürlükler için ciddi tehlike olduğunu savunur. Liberalizm, devletin görev ve fonksiyonlarının mümkün olduğu ölçüde sınırlandırılmasından yanadır.

– Muhafazakârlık, “bireyci” değil “toplumcu” bir doktrindir. Muhafazakârlar, liberalizmin metodolojik bireycilik ilkesini reddederler. Onlara göre bireyden daha önemli olan aile ve toplumdur. Muhafazakârlığı bu yönüyle Toplumcu Bireycilik olarak da tanımlanabilir.

– Muhafazakârlık, liberalizm gibi piyasa ekonomisini savunur. Hür teşebbüs, özel mülkiyet, rekabet, özgürlük gibi temel kurumlar Muhafazakârlar tarafından da savunulmaktadır.

– Muhafazakâr düşüncede, özel mülkiyet ve veraset kurumları da önem taşımaktadır. Muhafazakârlara göre devlet meşruiyetin tek kaynağı değildir ve toplum hayatında geleneklerin, içtihat hukukunun ve yerleşmiş olan mülkiyet haklarının önemli bir değeri vardır. Bunlardan başka klasik liberallerin aksine, mülkiyet hakkı öncelikle bireyci mülkiyet hakkı teorisine dayanmaz, fakat özel mülkiyetin sosyal dengeye yaptığı katkıya dayanır. Muhafazakârların “mülkiyet bir hak olduğu kadar sorumluluktur” ilkesi bu noktayı güzel bir şekilde yansıtır. Mülkiyet hakkı kişinin kendine ait olanla dilediğini yapmada sınırsız bir hakka sahip olması demek değildir. Muhafazakârlara göre mülkiyet hakkı, toplumun ihtiyaçları ile sınırlıdır.

Yorum yaz

Kategoriler
E-Mail Aboneliği

E-Posta adresinizi aşağıdaki bölümden bültenimize ekleyerek yeni yazılarımızdan haberdar olabilirsiniz.