Patatesin Tarihi, Sen Nelere Kadirmişsin Ey Patates

/ 6 Şubat 2021 / / yorumsuz

Patates ve İrlandalı Drogheda United Futbol Kulübü’nün Amblemindeki Ay Yıldız

3 dakikalık okuma



Patates (Solanum tuberosum L.) türleri, Amerika kıtası ve dünyanın birçok ülkelerinde yabani olarak bulunmakla beraber, yumru oluşturan kültür formlarına, yalnız Güney Amerika’ da rastlanmaktadır.

Son zamanlara kadar, patatesin gen merkezi kesin olarak belirlenememiştir. Ancak, patates türlerinin somatik kromozom sayılarına ve coğrafi alanlarına göre yapılan yoğun genetik ve bitki ıslahı araştırmalarından sonra, patatesin gen merkezi oldukça aydınlatılmış ve buna göre, patatesin gen merkezi olarak; Şili’ den Meksika’ ya kadar uzanan alan, Peru sahilleri ve And dağları kabul edilmiştir.

Stevenson (1951)’ a göre; patatesin yetiştirildiği ve insanlar tarafından yenildiği, ilk defa, 1537 yılında İspanyol gemicileri tarafından, Güney Amerika’ da And dağları bölgesinde görülmüştür. İspanyol gemicileri, And dağlarındaki Mağdalen vadisinin işgali sırasında girdikleri bir yerli evinde, “Truffles” adı verilen patatesi görmüşlerdir. İspanyollar, daha sonra patatese “papa” ismini vermişler, ancak bu isim Avrupa’ da pek kullanılmamıştır.

Patates, Avrupa’ ya ilk defa 1570 yılında İspanyol gemicileri tarafından, 1590 yılında ise İngilizler tarafından Amerika kıtasından getirilmiştir.

İspanyol gemicileri tarafından 1570 yılında getirilen bu ilk patatesler, önce Güney İspanya bölgesinde yetiştirilmiş, daha sonra İtalya ve Portekiz’ e götürülmüştür. İngiltere’ ye getirilen ilk patatesler ise, önce İrlanda’ da yetiştirilmiş, daha sonra İskoçya ve Galler bölgelerine yayılmıştır.




Patatesin gerçek anlamda değerini ilk olarak İrlandalılar anlamış ve 17. yüzyılın başlarında, ilk defa bu ülkede patates tarla ziraatı halinde yetiştirilmeye başlamıştır. Patates tarımı, İrlanda’ da hızla gelişmiş ve 18. yüzyılda bu ülkede patates halkın temel gıda maddesi haline gelmiştir. Öyle ki, 1845 yılında, İrlanda’ da kişi başına günlük patates tüketimi 0,4-0,6 kg’ a ulaşmıştır. 1845 yılı yaz döneminde, yağışlı ve soğuk iklim koşulları nedeniyle Mildiyö hastalığı (Fhytophthora infestans) ortaya çıkmış ve patates bitkilerinin ölmesine neden olmuştur. 1851 yılına kadar geçen 6 yıllık dönemde, İrlanda’ da patates kıtlığı yaşanmış ve bu süre içerisinde 1 milyondan fazla insan açlıktan ölmüştür. Açlık nedeniyle; 1847 yılında A.B.D. ye göç başlamış 5.000′ den fazla İrlandalı ise A.B.D.’ ye ulaşamadan denizde boğulmuştur. 1 milyon’ dan fazla İrlandalı Kuzey Amerika kıtasına ulaşmış ve buraya yerleşmiştir. Kennedy ve Regan gibi A.B.D.’ nin başkanlığını yapmış kişiler de, patates kıtlığı nedeniyle ABD’ne göç etmiş İrlandalı göçmenlerdir.


Patatesin Öyküsüne Kısa Bir ara: Büyük Kıtlık



Büyük Kıtlık ya da bir diğer ismiyle İrlanda Patates Kıtlığı, İrlanda’da da 1845 yılında başlayıp 1852 yılında son bulan kitlesel açlık, hastalık ve göç dönemi. İrlandacada Gorta Mór (Büyük Açlık) ve Drochshaol (kötü yaşam) adlarıyla anılmaktadır.

Yaklaşık 1.000.000 kişinin ölümü, hastalanması ve de göç etmesiyle sonuçlanan büyük kıtlığa halkın temel gıda maddesi olan patateslere bulaşan phytophthora infestans mantarı sebep olmuştur. 1845’te ekilen patatesin %40’ını, sonraki yıl tamamını yok eden mantar yalnızca tarladaki değil ambarlardaki patatesleri de etkilemiştir. Bunun sonunda halk yedi yıl boyunca açlık çekmiştir. Yedi yıllık kıtlık sona erdiğinde adanın nüfusu %20-25 oranında azalmıştı.

Kıtlık, İrlanda tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. Adanın demografik, siyasi ve kültürel manzarası değişmiştir. İrlandaca’nın kullanımı azalmış ve çoğunluk İngilizce konuşmaya başlamış, ülke Britanya’ya bağlı kalmayı savunan Birlikçiler ve bağımsızlığı savunan Ulusalcılar olarak iki gruba ayrılmıştır.

Büyük Kıtlık sonucunda İrlanda milliyetçiliği yükselişe geçmiş, Katolik olan halk Protestan olan kraliyet ailesine karşı nefret gütmeye başlamıştır. Tüm bunlar 20. yüzyılda İrlanda’nın bağımsızlığına gidecek yolun birer kilometre taşıdır. Günümüz tarihçileri İrlanda tarihini kıtlık öncesi ve kıtlık sonrası olmak üzere ikiye ayırmaktadırlar.

Osmanlı yardımı



Adadaki İngiliz ablukası sonucu yayılan kıtlık için dönemin Osmanlı Padişahı Abdülmecid 1847 yılında yardımda bulunmaya karar vermiştir. Padişahın İrlanda halkı için 5.000 Lira yardımda bulunmak istediği (bugünkü bin lira değil, 1 Liraya 1 ton ekmek, bir kaç ton buğday alınabildiği zamanın 5000 Lirasından söz ediyoruz) İngiliz hükûmetine bildirilmiş fakat bu yardım isteği Kraliçe Victoria’nın dahi kendi vatandaşlarına ancak 2.000£ yardımda bulunduğu gerekçesiyle geri çevrilmiştir. Yapılmak istenen yardımın 1.000£’e düşürülmesini rica eden İngilizlerin bu isteğini kabul eden padişah 4.000£ değerinde buğdayı da gemilerle İrlanda’ya göndermiştir.

İlk olarak Dublin Limanı’na yanaşan gemilerin yüklerinin buraya boşaltılmasına Kraliçe Victoria izin vermemiştir ama Osmanlılar 50 km kuzeyde bulunan Drogheda Limanı’na demirlemiştir. Kraliçe ve İngiliz hükûmeti bu yardımları nedeniyle padişaha 25 Mayıs 1847 tarihli bir mektupla yazılı olarak teşekkür etmiştir. İrlanda halkı da aynı şekilde padişaha teşekkür maksadıyla bir teşekkür mektubu yollamışlardır.

Drogheda kentinin ve Drogheda United’ın amblemlerinde bulunan ay-yıldızın bu yardımlar anısına koyulduğu iddia edilir.



Kızılderili yardımı

1847 yılında bir Kızılderili kabilesi olan Çoktavlar aralarında 710$ toplayarak bu parayı İrlanda’ya göndermişlerdir. Angie Debo, The Rise and Fall of the Choctaw Republic adlı kitabında miktarın aslında 170$ olduğunu savunmaktadır.

1848 isyanı



1847 yılında Genç İrlanda Partisi’nin başkanı olan William Smith O’Brien kendisini İrlanda Konfederasyonu başkanı ilan etmiş ve Birlik Yasası’nın yürürlükten kaldırılması amacıyla bir kampanya başlatarak limanları kapatmıştır.

Ertesi yıl ise köylüleri organize ederek County Tipperary’de soylular ve toprak sahiplerine karşı direniş başlatmıştır.


Patates, 1745 yılında İtaya’ dan Almanya’ ya ve Avusturya’ya girmiş ve tarımına başlanmıştır. 1780′ li yıllardan sonra Avrupa’ nın Almanca konuşan ülkelerine (Hollanda, Belçika) getirilen patates, bu ülkelerde yetiştirilmeye başlanmış, ancak bu ülkelerde patates tarımı 19. asırdan sonra büyük gelişme göstermiştir.

1739 yılında, İskoçya’ da patates tarımına başlanılmış, ancak protestan dinine mensup ileri gelen kişiler, kutsal kitap “Tevrat” da patatesle ilgili bir bilgiye rastlamadıklarını beyan ederek; patatese karşı olumsuz bir tepki göstermişler ve patates yemenin günah olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Patates, Fransa’ya 1600 ‘lü yıllarda botanik bahçelerinde yetiştirilmek amacıyla getirilmiş, ancak 17. asrın ortalarında bu ülkede tarımına başlanmıştır. Fransa ‘da patatesin gelişimi yavaş olmuştur. Bunun nedeni; hekimlerin patatesin zehirli bir bitki olduğu ve bazı hastalıklara neden olduğunu ileri sürmeleridir. Patates Fransa da 1773 yılından sonra hızla gelişmiş ve popüler bir bitki olmuştur. Patates Rusya’ya 1764 ‘lü yıllarda Hollanda’dan girmiştir. 1765 yılından sonra tüm Rusya ‘ya yayılmaya başlanmıştır.

18. Asrın ortalarında, patates İskoçya ‘dan Norveç, İsveç ve Danimarka gibi Kuzey Avrupa ülkelerine girmiş ve buralarda tarımına başlanmıştır.

17. Asrın başlarına kadar, Kuzey Amerika ‘da patates hiç bilinmiyordu. 1719 yılında, İskoçyalı göçmenlerle patates A.B.D. ‘ye getirilmiş ve New Hempshire bölgesinde yetiştirilmeye başlanmıştır.

Patates 17. asrın başlarında, İngiliz misyonerleri aracılığıyla Hindistan ve Çin’ e götürülmüş ve buralara yayılmaları sağlanmıştır. 17. asrın sonlarına doğru ise patates; Japonya, Afrika ve batı adalarına, 18. asrın ortalarına doğru ise, tropikal bölgelere götürülmüştür.

Patates 1769 yılında Fransız gemicileri tarafından Yeni Zelanda’ ya götürülmüş ve 1840′ lı yıllardan sonra bu ülkede patates tarımı hızla gelişmiştir. (Hawkes 1978)
Başlangıçta, Patates Avrupa’ da pek tutunamamıştır. 17. ci asırda Avrupa’ da birçok bahçelerde küçük çapta patates üretilmeye başlanmış, ancak hakiki anlamdaki patates tarımına 18. ci yüzyılda geçilmiş ve geniş alanlarda tarla ziraatı halinde yetiştirilmeye başlanmıştır.

Patatesin Türkiye’ ye girişi ile ilgili farklı görüşler ileri sürülmektedir. İlisulu (1957) ‘ye göre patates 1850 yılında Rusya ‘dan Kafkasya yolu ile Türkiye ‘ye girmiş ve ilk olarak Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgesi yaylalarında yetiştirilmiştir.
Zhukovsky (1933) ‘e göre ise; patates, Türkiye ‘ye 1853 yılında girmiş ve çiftçiler tarafından 19. yüzyılda tüketilmeye başlanmıştır. Türkiye ‘de patates tarımına ilk defa Sakarya nehri vadisinde, Karadeniz boğazı yakınlarında ve Adapazarı bölgesinde başlanmış, bundan tüm ülkeye yayılmıştır.

İpek (1938), ülkemizde patatesin ilk defa 1876 yılında Adapazarı ovasında yetiştirildiğini bildirmektedir. Patatesin, Adapazarı bölgesinde yetiştirilmesinde Hüdevandigar valisi Ahmet Vefik Paşa’ nın büyük rolü olmuştur. Patates, toprak kokan bir ürün olduğu için köylüler tarafından fazla ilgi görmemiş, ancak daha sonra 15 yıl süreyle öşürden muaf tutulmak suretiyle bölgeye yayılmasına çalışılmış ve 15 yıl sonra ancak, tarla ziraatı halinde yetiştirilmeye başlanmıştır. 1908 -1910 yıllarında Marsilya’ dan sağlam ve hastalıksız patates tohumlarının getirilmesiyle verimde önemli artışlar elde edilmiş, kazançlı ve faydalı bir bitki olduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine, patates üretimi ülkemizde hızla gelişmiş ve bugünkü seviyelere ulaşmıştır.