Siyasal partilerin işlevleri nelerdir, kadro ve kitle partileri nedir?

Siyasal partilerin işlevleri nelerdir, kadro ve kitle partileri nedir?

Siyasal partilerin işlevleri nelerdir, kadro ve kitle partileri nedir?

Anayasasının 68.maddesi siyasi partileri şöyle tanımlamıştır: ‘’Siyasi partiler demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.’’ Gerçekten de her partili sistemde demokrasi olmayabilir fakat “her demokratik sistemde partiler olmak zorundadır.” Siyasi partilerin en büyük amacı hiç kuşkusuz ki iktidarı ele geçirmektir. Yönetime sahip olmaktır. Aynı zamanda farklı kesimlerin sözünü duyurabilme aracıdır. Buna göre, siyasal partilerin işlevleri üç başlık altında ifade edilebilir:

Aracılık işlevi

Siyasi Partilerin İşlevleri

Partiler, halk ile iktidar arasında aracılık yapan kuruluşlardır. Halkın istek, ihtiyaç ve beklentilerini hem ifade etmek, iktidara duyurmak, hem de kendi parti programlarında yer vermek suretiyle partiler halka aracılık ederler.

İktidara aday ve alternatif olma ve iktidar olarak yönetme işlevi




Partilerin görevlerinden biri de, iktidara gelmek, programlarında ve seçimlerde söz verdikleri politikayı uygulamak ve gerçekleştirmektir. Çoğunluğu sağlayan parti veya partiler, hükumeti oluşturur ve hükumetin sorumluluğunu taşırlar. Partinin, hükumet üzerinde belli bir etkisi ve denetimi vardır. Bu konuda parti disiplini, belli bir politikayı izleme ve uygulamada etkili olmaktadır.

İktidarı eleştirme ve denetleme işlevi

Siyasal partilerin önemli bir görevi de, muhalefette oldukları zaman, iktidarı eleştirmek ve denetlemektir. Bu yolla muhalefet partileri, kamu oyunu etkilemeye, kendi lehlerine oluşmasını sağlamaya çalışırlar.

Yapıları bakımından siyasal partiler: Kitle Partisi – Kadro Partisi

Kitle ve kadro partisi ayırımı, 1950’li yıllarda Duverger’nin iç yapıları bakımından yaptığı bir ayrımdır. Partilerin üye sayılarının büyüklüğüne göre değil, “üyelik yapısı”na bakılarak yapılmıştır. Daha açık söylersek, kitle partisi çok üyeli, kadro partisi az üyeli parti demek değildir. Aynı şekilde, kitle partisi ‘fikir’siz, kadro partisi ‘fikir’li parti demek de değildir.

Kitle partisi “üye”ye dayanır: Yani (1) Üye, seçmene önderlik eden kişidir. (2) Üyelik partinin ilke ve amaçlarına bağlılık bildirimini içeren bir başvuruyla gerçekleşir. (3) Partinin mali yapısı üye aidatlarına dayanır. (4) Geleceğin yöneticileri üyeler arasından çıkar, bu nedenle parti-içi eğitim önemlidir. (5) Parti mahalle – iş yeri komitelerinden yukarıya görev – yetki – sorumlulukların açıkça tanımlandığı hiyerarşik örgütlenmeye sahiptir. Özetle kitle partisi, “kitleleri örgütlendirmek” odaklı partidir. 20. yüzyılda Batının sol, sosyal demokrat partileri böyledir.

Kadro partisi “seçilecek kimse”lere dayanır: (1) geleceğin yöneticilerini yetiştirme sorunu yoktur, halihazırda var olan prestij, uzmanlık, deneyim veya servet sahiplerinin seçimlerde bir araya getirilmesi esastır; (2) sürekli ve örgütsel bir kurumlaşma yoktur; seçimlere odaklı çalışan ademi merkeziyetçi ve zayıf bağlantılı önseçmen ‘komite’leri esastır. (3) Mali bakımdan temel kaynak bağışlardır. Özetle “seçim kazanmaya” odaklı parti. Batı Avrupa’da ilk ortaya çıkan partiler bunlardır; sağ partiler; ve ABD partileri bu tiptendir. Duverger, Türkiye’de Demokrat Parti’yi bu tipten sayar. “DP seçimlerden önce üç ya da dört milyon üyesi olduğunu ileri sürerken, şüphesiz taraftarları kastediyordu: gerçekte bu parti esas itibariyle kadro partisiydi”. Aynı yakın geçmişteki ANAP ve şimdiki AKP (!) gibi.

Kitle partisi “ideoloji eksenli” iken, kadro partisi seçim kazanma, iktidar olma odaklı partidir denilebilir. Bu nedenle (aynı zamanda 24. Dönem İzmir vekili iken 27 Ocak 2015’de disipline sevk edilince partisinden istifa eden) siyaset bilimci Birgül Ayman Güler, CHP’nin kadro partisi olmadığını söylüyor.

Duverger’in bu ayrımının Türkiye’deki siyasi partileri tanımlama ve tasnif etmekte yeterliliği ve isabetliliği tartışmalıdır. Örneğin B. A. Güler kendi partisinin (CHP) bir kadro partisi olmadığını söyler; ancak CHP’nin bir kitle partisi olduğu da tartışmalıdır. CHP’nin bir ideolojiye dayandığı, üyelerine bir siyasi bilinç yükleme görevini üstlendiği söylenebilse de, seçkinci ve halkın inanç ve değerleriyle çatışan politikaları nedeniyle kitlesel bir kabul düzeyine (çok partili siyasi hayatın başladığı günden beri) ulaşamamıştır. Emek v.b. sosyal demokrat kavram ve değerleri kullanmasına rağmen, ülkenin bürokrasi, sanat ve ekonomi alanındaki seçkinlerinden aşağıya inildiğinde geniş halk tabakalarının değer ve inançlarıyla çatıştığı, onların temsilcisi olmaktan çok, ideolojik anlamda dönüştürmeye çalıştığı görülür.

Duverger’in ayrımı Ak Parti ve T. Özal’ın ANAP’ını tasnif etmekte de yetersiz kalmaktadır. İçerisinde liberal, sosyal demokrat, milliyetçi, muhafazakar v.b. farklı eğilim ve kökenlerden kişileri barındırması ve toplumun farklı kesim ve gruplarından oy alabilmesi nedeniyle ANAP ve Ak parti, “hepsini yakala” (catch all) denilen bir tipe uygun birer partidir. Ve hala diğer partilerinde seçmenlerini kendi bünyesine almaktadır. Bunun en açık örneklerini seçim sonuçlarında görebiliyoruz. MHP tabanından Ak Parti’ye akan oylar çok nettir. Yine doğuda belli bir nüfusu temsil ettiği iddiasında bulunan BDP-HDP partilerinin de doğuda oy kaybetmeleri ve bu oyların Ak Parti’ye gitmesi hepsini yakala özelliği taşıdığının kanıtıdır. Türkiye’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kişisel değil partisel olarak yapıldığını biliyoruz. Ve bu tür oy değişimleri Ak Parti’yi hepsini yakala parti tipine sokmaya yetiyor. Diğer taraftan bakıldığında kitle parti özelliğini de taşıyor. İşte bu bize Duverger’in yaptığı ayrımı birleştirme fikrini getiriyor. Herhangi bir siyasi partinin içerisinde birçok tipi barındırması siyasi parti tiplerini gözden geçirmemiz gerektiğini düşündürmüyor değil.




Ak Parti’nin diğer bir özelliği ise iman edenler parti tipi olmasıdır.  Çünkü üyelerin partiye ve özellikle parti liderine bağlılıkları aşırı derecededir. Sözleri nutuk gibi algılanır. Bu durum, parti içi bütünlüğün sağlanması konusunda ne kadar faydalı görünse de meclis içerisindeki denetimi zorlaştırır. Çünkü; ‘’soru-meclis araştırması- meclis soruşturması-gensoru-genel görüşme’’ gibi denetim yolları sağlam işlemeyebilir. Yine tek bir partinin birçok parti tipini içerisinde barındırdığı tartışmasına dönecek olursak Ak Parti’nin bu üç tipi de bünyesinde bulundurduğunu görüyoruz. Birden çok tip tek bir partide toplanmış ve devam etmektedir.

Yorum yaz

Kategoriler
E-Mail Aboneliği

E-Posta adresinizi aşağıdaki bölümden bültenimize ekleyerek yeni yazılarımızdan haberdar olabilirsiniz.