Türk Milliyetçiliğinin ortaya çıkışı ve gelişimi

/ 19 Ocak 2017 / / yorumsuz

Türk Milliyetçiliğinin ortaya çıkışı ve gelişimi

Türk Milliyetçiliğinin ortaya çıkışı ve gelişimi: II. Meşrutiyet dönemine kadar

Osmanlı milliyetçilik ile ilk kez 19. yy. başlarında Yunan ayaklanmasında tanıştı. Bu baş kaldırıyı geçici bir sorun olarak algılamak biçimsel olarak doğru ama özünde büyük bir kavrayış eksikliğini taşımaktaydı. Osmanlıda Türk yada Türklük kavramına eserlerinde dikkat çekecek kadar yer veren Cevdet Paşa olmuştur. Cevdet Paşa’ya göre Osmanlının o günlere kadar süregelmesinde Türklüğün dayanışmacı kültürü etkili olmuştur. Tanzimat ve Abdülaziz döneminde iyiden iyiye yükselen meşrutiyet talepleri ve bunun sonucunda Avrupa’daki jön hareketlerinden esinlenen Genç Osmanlılar Hareketi doğmuştur. Bu hareketin önde gelen isimleri Şinasi, Namık Kemal ve Ali Süavi’dir. Bu isimler sürgünde çıkardıkları gazetelerle sesini duyurmaya çalışmışlardır. Bu isimlerin çıkardıkları gazete ve yazılarında Türklük vurgusuna karşılaşmak mümkündür. Türk milliyetçiliğinin doğuşunu hazırlayan öncü çalışmalar arasında Askeri Mektepler Nazırı Süleyman Paşanın Tarih-i Alem adlı kitabı, Mahmud Celaleddin Paşanın Eski Türkler isimli eseri, Macar alimi Armenius Vambery’nin eserleri gösterilebilir. Türk milliyetçiliğinin gelişimi açısından en fazla etkili olan Ahmed Cevdet tarafından çıkarılan İkdam Gazetesidir. Bu gazetede Türk kültürünü merak eden ve araştıran birçok kültür adamı toplanmıştır. Gazetenin dikkat çeken yönü “Bir Türk Gazetesidir.” Başlığı ile çıkmasıdır. Gazetenin yazarları arasında Mevlana’nın torunu Veled Çelebi, Bursalı Mehmed Tahir Bey ve Necib Asım vardır. Bu gazetelerdeki yazılarda Türklük vurgusu en az Osmanlı ya da İslamiyet vurgusu kadar sık geçmeye başlamıştır. Türklük kavramı Sultan Abdülhamit tarafından bile zaman zaman kullanılmıştır. 1877’den sonra çıkan okul kitaplarında Osmanlının atalarının Orta Asya’daki Türk Boylarından geldiğine işaret edilmektedir. Tüm bu gelişmeler ışığında Osmanlı, Türk ve Müslümanlık kavramları arasındaki mesafeler yeteri kadar açığa çıkmasa da artık birlikte telaffuz ediliyordu. Osmanlı kültür seçkinleri arasında Türklük kavramı yoğun şekilde vurgulansa da Türk milliyetçiliğini politik-ideolojik anlamda savunanlar yok denecek kadar azdı. Şerif Mardin’e göre Türk milliyetçiliğinin ideolojik biçimlenmesini sağlayan gelişme Osmanlı İmparatorluğunun sınırları dışında yaşanmıştır. Sınırlar dışında yaşayan Türklerin sorunları Osmanlı Türklerinden oldukça farklı ve zorluydu. Sonuç olarak dönemin koşulları gereği Osmanlı Devleti Türk milliyetçiliğini yapmamaya özen gösteriyordu. Bunu bir bakıma doğal karşılamak gerekir. Osmanlı toprakları Türk milliyetçiliğinin öncelikli bir politik tercih olmasını geciktiren koşullarla çevriliydi. Bu nedenle Türk milliyetçiliği ideolojik bir belirsizliğe sürüklenmiştir. Ayrıca Osmanlıda milliyetçi gelişmelerin toplumsal anlamda destekleyicisi olabilecek bir milli burjuvazi gelişmemişti. Osmanlı burjuvazisi gayrimüslimlerin elindeydi. Bunlarda kendi ayrılıkçı-milliyetçi davalarının peşindeydiler. Osmanlıda milliyetçi eğilimli kültür adamlarının büyük çoğunluğuda milliyetçilikle milli nitelikli bir toplumsal sınıfsal gelişmenin ilişkisini kurabilmiş değillerdi.

Türk Milliyetçiliğinin ortaya çıkışı ve gelişimi: II. Meşrutiyet dönemi ve sonrası

19. yy.da Osmanlının Türk Dünyasından büyük göçler aldığı ve bu göçmenler arasında milliyetçilerinde olduğunu söylemiştik. 1908 inkılabından önce İstanbul’da Türk Milliyetçiliğinin örgütlü ve politik bir hareket haline gelmesini sağlayacak çok ciddi bir birikim hazırdı. Türk milliyetçiliğinin örgütlenmesi Ahmed Ağaoğlu, Yusuf Akçura gibi Türk milliyetçiliğini savunan göçmen Türkçülerle, Osmanlı Türk milliyetçilerinin birleşmesi sonucu gerçekleşmiştir. Bu iki kesim II. Meşrutiyet sonrası Türk Derneği, daha sonrada Türk Yurdu Dergisinde bir araya gelmişlerdir. 1908 sonrası Osmanlıda 3 ana fikir yani politik akım gerçekleşmiştir. Bunlar Osmanlıcılık, Türkçülük ve İslamcılık. I. Dünya Savaşına giden yolda ve savaş içinde Türkçülük akımı ağırlık kazanmış diğer akımlar tasfiye olmuştur. Bunun sebebi Müslüman olan Arap ve Arnavutların kendi milliyetçi davalarını gütmesi ve imparatorluktan kopmasıydı. Buda Osmanlı-İslam kardeşliğinin pratikte sona ermesi, “Türk’ün Türk’ten başka dostunun olmadığı” anlayışının doğrulanması anlamını taşımaktaydı. Devir artık milliyetçilik devriydi. Türkiye Cumhuriyetinin filizlendiği ilk yıllarda Turancılık kesin olarak tasfiye edilmiş, Anadolu temelli milliyetçilik ve onun resmi ideolojisi Kemalizm ivme kazanmıştır. Kemalist kadrolar 1931 yılında Türk Ocaklarını kapatmış yerini Halkevleri almıştır. Dış Türk dünyasında ise (Azerbeycan-Balkanlar) Turancılık çeşitli kuruluş ve yayın organlarında etkisini sürdürmekle birlikte, Anadolu’da artık açık olarak Misak-ı Milli, yeni Anadolu ile özdeş bir politik yapılanmanın dışındaki bütün seçenekler bertaraf edilmiş durumdaydı.

Yorum yaz