2. Ünite: Felsefe ile Düşünme

/ 27 Mart 2022 / / yorumsuz

Felsefe ile Düşünme

Akla dayalı bir düşünme olarak felsefe, düşünme sürecinde akıl yürütmelere başvurur, belirli görüşlere dayanır veya dayanak olan görüşleri sorgular. Bu esnada akıl yürütmeler yapar ve önermeler biçiminde görüşlerini ileri sürer; sorgulama ve temellendirmelerini argümanlara dayanarak akıl yürütmelerle gerçekleştirir.

Bu süreçte öne çıkan temel kavramlara yakından bakalım:

• Görüş:

İnsanın olay, varlık veya ortaya atılan düşüncelere dair bir anlayış geliştirmesi olarak tanımlanabilir.

• Önerme:

Önerme bir cümledir ve fakat her cümle bir önerme değildir. Önerme, doğru veya yanlış bir yargı bildiren bir cümledir. Yani bir cümlenin önerme olması için;

– İstek, dilek, emir vs. değil, bir yargı bildirmesi gerekir.

– Bir doğruluk değerine sahip olması, yani doğru veya yanlış olması gerekir.

• Argüman:

Belli kanıtlara dayanarak ortaya çıkarılan yeni bir yargıdır. Sonuç önermesine destek olan önerme veya önermelere öncül adı verilir. Öncüllerden sonuca varma işlemine argümantasyon denir. Sonuç, yeni bir yargıdan oluşabilir. Burada önemli olan öncüllerin sonuç yargısına dayanak oluşturmasıdır.

Argümanlar önermelerle ifade edilir, ancak önermeler kendi başına bir argümantasyon değildir.

Akıl Yürütme Biçimleri

Akıl yürütme, en az iki yargı arasında birini diğerinin kanıtı olarak görüp bunlardan sonuç çıkarma işlemidir. Akıl yürütmenin yaygın üç türü vardır: Tümdengelim, Tümevarım ve Analoji.

Tümdengelim (Dedüksiyon):

Tümel bir önermeden tümeli veya tümelden tikel bir önermeyi çıkaran akıl yürütme biçimidir. Tümdengelim, öncüller doğru olarak kabul edildiğinde sonucun zorunlu olarak çıktığı tek akıl yürütme biçimidir. En güçlü argümanlar tümdengelim ile ortaya konur.

Tümevarım (Endüksiyon):

Tek tek olay ve olgulardan genel yasalara veya tikel önermeden hareketle tümel önermeye doğru giden akıl yürütme biçimidir. Sonuçları kesin olmamakla birlikte güvenilirdir.

Analoji (Benzeşim):

İki farklı nesne veya önerme arasındaki benzerliklere dayanarak çıkarım yapma işlemidir. Biri için ifade edilen benzerliğin diğeri için de geçerli olmasına dayanır.

Ω Tümdengelim, bilinenlerin tekrarlanmasından ibaret olduğu, gerçekte daha önce bilmediğimiz, yeni bir bilgi vermediği gerekçesi ile eleştirilmiştir.

Tümevarım ise doğadaki hemen hiçbir varlık veya olayın tam bir sayım ve gözleminin mümkün olmadığı, dolayısıyla eksik tümevarımlara zorunlu olduğumuz ve bunun da bizi kesin sonuçlara ulaştırmayacağı gerçeği ile eleştirilmiştir.

Ω Akıl yürütme ile ilgili sorularda karşınıza yukarıdaki üç akıl yürütme türünün yanı sıra seçeneklerde kıyas, dilemma (ikilem), sorit (kısaltılmış kıyas) ve safsata gibi kavramlar da çıkabilir. Kısaca bu kavramları açıklayalım:

Kıyas, tümdengelimin kurallara bağlanmış özel bir türüdür. Düzenli ve düzensiz biçimleri vardır. İkilem, sorit ve safsata kıyasın düzensiz biçimleridir. Dolayısıyla felsefedeki akıl yürütme sorularında karşınıza doğru cevap olarak çıkması veya doğrudan soru konusu olması pek mümkün değildir.

Tutarlılık ve Çelişiklik

Bir görüşün güçlü olması, o görüşü ortaya koyan argümanların geçerliliğine bağlıdır. Argümanların geçerliliği, öncelikle mantıksal tutarlılığa bağlıdır. Düşünür (filozof) argümanlarını geliştirirken bazı akıl yürütmelere başvurur. Bu akıl yürütmelerin tutarlı olması yani öncüllerin ve sonucun aynı anda doğru olması, yani çelişki barındırmaması gerekir. Bu durum, önermelerin içerik açısından doğru olmalarından (bilgisel doğruluklarından) önce argümanın bütününün akıl ve mantık kurallarına uygunluğunun şart olduğunu gösterir. Çelişki, aynı varlık hakkında ve aynı nitelikle ilgili bir arada doğru olamayacak iki farklı yargının verilmesi durumudur. Özne ve yüklemleri aynı, ancak nitelik ve nicelikleri farklı iki yargının aynı argüman içinde kullanılması argümanın tutarsız (yani çelişik) olduğunu gösterir.

Akıl (mantık) ilkeleri

• Özdeşlik:

Bir şey neyse odur. Her şey yine ve sadece kendisiyle özdeştir. Bu ilke, argümantasyon sürecinde belirli bir varlığı veya kavramı ifade etmek için kullanılan bir sözcüğün, bir terimin, sürecin sonuna kadar aynı anlamda kullanılmasını gerektirir.

• Çelişmezlik:

Bir şey hem kendisi, hem de kendisi olmayan olamaz. Yani bir şeye hem o şey, hem de başka bir şey diyemeyiz. Bir terimin içeriğini, argümantasyon sürecinin başında nasıl belirledi isek en azından sonuna kadar öyle devam etmeliyiz. Örneğin: Devekuşuna hem kuş, hem kuş olmayan (deve) diyemeyiz.

• Üçüncü halin imkânsızlığı:

Bir şey ya A’dır ya da A olmayandır. Bir önerme ya doğrudur ya da yanlıştır. Üçüncü bir durum imkansızdır. Kapı ya açıktır, ya kapalıdır; üçüncü bir durum söz konusu olamaz.

Gerçeklik ve Doğruluk

Kelime anlamına göre gerçeklik, var olan her şeydir. Başka bir deyişle bilginin konusunu oluşturan varlıktır. Gerçeklik, bilgi türlerine göre farklı anlamlar içerir. Bilginin gerçekliği olduğu gibi ifade etmesi durumuna doğruluk denilir. Bilginin bir niteliği olarak doğruluğa sahip olan bilgilere “hakikat” de denir.

Akıl Doğrusu ve Bilgi Doğrusu

Akıl doğrusu, sadece aklın kendi sınırları içinde kalarak belirlenebilen kavramsal, biçimsel veya matematiksel doğruluktur. Kavramların anlamlarından, çıkarımların kendi iç tutarlılıklarından veya matematiksel sayı ve biçimlerin saf akılsal yapısından kaynaklanan doğruluktur.

Bilgi doğrusu ise konusunu oluşturan aklın dışındaki bir varlığa (gerçekliğe) uygun olan olgusal içerikli bilgilerin doğruluğudur. Bu nedenle bilgi doğrusu, sadece aklın kendi içinde belirlenebilen bir doğruluk değildir, deney ve gözlem gibi yöntemleri kullanmayı gerektirir.

Felsefede Temellendirme

Felsefede görüşler ve iddialar (tezler) bilimsel veya deneyimsel olarak kanıtlanamaz. Felsefenin yolu akıl yürütmelere dayalı temellendirmedir. Felsefede temellendirme, düşüncenin ya da görüşün dayanaklarını göstermeyle ya da gerekçelerini ortaya koymayla yapılır. Felsefi temellendirmede, her durumda vazgeçilmez olan, akıl ve mantık ilkelerine dayanma ve mantıksal tutarlılıktan uzaklaşmamaktır.

Dil ve Düşünce İlişkisi

Dil insanın duygu ve düşüncelerini ifade etme ve iletişim aracı olduğu kadar düşünmenin en temel aracıdır. Dil ve düşünce ilişkisi iki yönlü bir ilişkidir. Bir yandan dil düşünme biçimimizi ve imkânlarının sınırlarını büyük ölçüde belirler. Öte yandan özellikle felsefede, düşünce dilin imkân ve sınırlarını aşarak genişletir, dile yeni kavramlar, kavramlara yeni anlamlar kazandırır. Yine felsefe, mantığı bir alet bilim olarak kullanır ve dilin, dile dayalı düşünmenin tutarlık ve geçerliliğini denetler; dolayısıyla dilin ve düşüncenin doğru ve geçerli olmasına katkı sağlar.

Felsefi Görüş veya Argümanları Sorgulama

Fikir ve argümanların sağlamlığını belirlemek için argümanları (veya ifade edildiği metinleri):

• Metinde geçen temel görüşler nelerdir?

• Metinde öne sürülen ve temel görüşü destekleyen önermeler hangileridir?

• Metinde her bir görüş veya önerme için kullanılan kavramlar ve anlamları nelerdir?

• Metin bilgi ve dil hataları içermekte midir?

• Metinde hangi çıkarımlar yer almaktadır, bu çıkarımlarda hangi akıl yürütme yolları kullanılmıştır ve bu çıkarımlar mantık ilkelerine uygun mudur?

• Bir görüşle ilgili olarak birden fazla argümana başvurulmuşsa bu argümanların temellendirmesi tutarlı, sağlam ve ikna edici midir?

açılarından sorgulamak ve çözümlemek gerekir.